3 Ocak Kurt Süper Dolunayı

3 Ocak’ta yılın ilk dolunayını ve aynı zamanda ilk Süper Ay’ını deneyimleyeceğiz. Kadimler Ocak ayına denk gelen bu dolunayı Kurt Dolunayı olarak adlandırmışlardır. The Old Farmer’s Almanac’a göre bu tür isimlendirmeler Amerika’nın yerli halklarına, erken dönem yerleşimcilerine ve bazı Avrupa kaynaklarına dayanmaktadır. Bilimsel olarak dolunay ile kurt ulumaları arasında doğrudan bir nedensel ilişki kurulabilmiş olmasa da, bu adlandırmanın kış koşullarında yiyecek bulmakta zorlanan kurtların bu dönemde daha çok görünür hale gelmelerine ve buna bağlı olarak ulumalarının daha sık fark edilmesine dayandığı düşünülmektedir.

Ankara merkez alınarak ve 13.02 saati esas kabul edilerek çıkarılan haritaya göre, dolunay Yengeç burcunun 13°01′ derecesinde ve Dziban sabit yıldızının etkisi altında gerçekleşecektir. Ay, kendi yöneticiliğinde ve oldukça güçlüdür. Dolunaydan yaklaşık 12 saat sonra Ay, Jüpiter ile exact kavuşum yapacak olup, bu durum dikkati Ay Jüpiter kavuşumuna yönlendirmektedir. Ay’ın tam karşısında, Güneş’in de içinde bulunduğu bir Oğlak stelyumu yer almakta ve Ay, sırasıyla Venüs, Güneş ve yükselen yöneticisi Mars’a karşıtlık yapmaktadır. Oğlak stelyumunun yöneticisi Satürn, Balık burcunda Neptün ile kavuşumda iken söz konusu birliktelik, Güneş ve Ay ile uzak olsa da uyumlu acılar oluşturmaktadır. Ayrıca, Ay düğümleri de bu dolunaya uyumlu açıda iken, Chiron ise Ay’a kare açıda konumlanıyor.

Ay Yengeç burcunda ve derecesel olarak Yengeç’in kalbinde, bu yerleşim duygusal doyum düzeyimize işaret eder. Bir anlamda bu dolunay dönemi duygusal bağımlılıklarımız ve aileden aktarılarak bizi sabote eden kalıplarımızdan kurtulma zamanına işaret etmekte. Duygular ve sorumluluklar Yengeç Oğlak karşıtlığında aynı anda görünür olurken, bu dengeyi yeniden kurmak önemli hale gelebilir. Gerçekte ruhumuzun ne istediği ile başkalarının bizden beklediği roller yönündeki sorumluluklar çatışabilir. Diğer yandan inançlar ile duygular testten geçirilebilir ve doğru bilinenlerin bilinçaltı korkularından gelip gelmediği sorgulanabilir. Bu dönemde gündemimizde ev, emlak, aile bağları, vatanseverlik ve aidiyet temaları öne çıkabilir. Bu konular, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde yükümlülüklerimizi gözden geçirmemizi sağlayabilir.

Ülkemiz açısından bakacak olursak Ay’ın kavuşum yaptığı Dziban sabit yıldızı fırsatlarla ilintilidir. Ay’ın açıları da incelenecek olursa bu dolunay liderler, diplomatlar ve hukukçulara diplomasi bazı fırsatları getirebilir ancak bunun sağlanabilmesi için yönetenlerin politik ve finansal açıdan baskıcı olabilecek tutumlardan ve olası diplomatik krizlerden özellikle kaçınması gerekmekte. Öte yandan toplum, güvenlik, barınma, korunma gibi temel ihtiyaçlarının tam olarak yerine getirilmediği kanaatini dile getirebilir. Dolunay ülkemizin Plüton’u üzerinde gerçekleşecek. Bu da yönetenlerin yönetenlerin bazı yapısal reformlar konusunda adımlar atılmasını beraberinde getirebilir. Diğer taraftan, beka reflekslerinin ve kontrol mücadelelerinin daha belirgin biçimde devreye girme olasılığı da artmaktadır. Bununla birlikte uzun vade düşünülerek atılmış makul adımların ise tüm bu karşıtlıklar ve yaraları iyileştirme şansı da bulunmakta. Yengeç’teki bir Jüpiter retrosu ve dolunaya gerilimli bir açı yapan Chiron toplum hafızasındaki tarihsel yaraları yeniden gün yüzüne çıkarabilir ve bazı grupların masada kalma mücadeleleri gündeme gelebilir. Oğlak stelyumunun yöneticisi Satürn’ün konumu ve dolunayın Ay düğümleriyle olan uyumu, zorlayıcı temaların daha yönetilebilir olmaya evrilebilmesi konusunda yönetenlere oldukça güçlü destekler sağlamakta. Bu dolunayın etkisi altında, liderlerin kapsayıcı, dengeli ve yapıcı bir tutum sergilemeleri büyük önem taşımaktadır. Bu dolunay aynı zamanda bilgi ve inancın karşı karşıya gelebileceğini de anlatmakta. Bu dönemde insanlar, kendi doğrularına daha sıkı tutunma eğiliminde olabilir. Bu süreçte inançlar adına atılan bazı zarar verici faaliyetlerin görünür olmasına zemin hazırlayabilir.

Dziban sabit yıldızı, İbrani alfabesindeki Mem (מ) harfiyle ilişkilendirilmektedir. Mem harfi, kabalada ilksel ve kaotik suların sembolüdür. Aynı zamanda Mem, bilinçaltını ve duygusal alanı temsil eder. Neptün’ün gökyüzündeki konumu ve dolunayın şu elementinin öncü burcu olan Yengeç’te gerçekleşmesi, küresel ölçekte şu ile ilişkili olayların görünürlük kazanmasına işaret etmektedir. Bu tür yerleşimler denizler, okyanuslar, büyük şu kütleleri ve bunlarla bağlantılı olarak sel, taşkın ve iklimsel anomalilere dair haberlerin artabileceğini düşündürür. Mem harfi amniyotik sıvıyı da temsil eder. Bu nedenle bu dolunay prenatal hafıza, anne karnı deneyimleri ve erken dönem duygusal kayıtlarla bağlantılı çalışmalar için elverişli bir zaman dilimidir. Dolunaydan sonra, bir sonraki yeni aya kadar olan evrede isteyenler anne karnı şifası, bilinçaltı arındırma ve koruyucu ward off uygulamaları yapabilirler. 7-8-9 Ocak’ta gerçekleşecek Güneş, Mars ve Venüs kavuşumu ilahi dişil ve ilahi eril çalışmalarına uygun bir zemin hazırlayabilir.

Dolunay haritası toprak elementi yoğunluklu ve öncü nitelik ağırlıklıdır. Haritasında toprak elementi ve öncü nitelikler taşıyan göstergeleri eksik olanlar bu dolunaydan zorlayıcı etkiler alabilirler. Oğlak, Koç ve Terazi için harekete geçirici olabilecek bir deneyim alanı açan bu dolunay, bu üç burç açısından daha bilinçli bir denge kurmayı gerektirebilir. Yengeç, Balık, Akrep, Başak ve Boğa ise bu dolunayın rehberliğini daha derinden hissedebilir. Bu dolunay, öncü burçların 11–15 derecelerinde yerleşimi olanlar için daha görünür çalışabilir. Bu Dolunay, Haziran 2024 döneminde aldığımız ya da ertelediğimiz girişimlerin sonuçlarını görünür kılabilir.

Koç yılının ilk ve son dolunayı Yengeç burcunda gerçekleşecek. Bu da bize yıl boyu güvenlik ve aidiyet temalarının ön planda olabileceği ipucunu verebilir. Dolunaylar birşeylerin bitişi ile ilgili olsa da dolunay haritasında öncü burç ve kavuşum acılarının fazla olması bize bu dolunayın aynı zamanda yeni bir dönemi başlatacağını göstermektedir. Bu dolunay aslında ne gümüş bir kaşık sunuyor ne de önümüze aşılmaz engeller çıkarıyor. Evren, yalnızca bizim nasıl hareket edeceğimizi, hangi yolları seçeceğimizi gözlemliyor. Sürünün içinde kurt güçlüdür, peki yalnız kaldığında kurt kimdir? İlahi sistem, bize işte bu sorunun cevabını aramanın zamanı geldi diyor. Yılın ilk dolunayında, bir kurt sürüsünü andıran Oğlak stelyumu, kolektif bir yapıyı simgelemekteyken yılın son dolunayında bu yapı parçalanarak Oğlak burcunda yalnızca Güneş kalmış olacaktır. Bu durum, hepimiz için yıl içinde kolektife ait olabilmek için kolektifin gölgelerinden bağımsız bir yön belirleme gerekliliğini güçlü bir biçimde vurgulamaktadır.

Yengeç’in 3 Seviyesi

Antik çağ uygarlıkları Yengeç takımyıldızını farklı biçimlerde ifade etmişlerdir, onu Babil’de kaplumbağa. Mısır’da kheper, Yunanistan’da ise Yengeç olarak okumak mümkündür. Her üç sembolde de sert kabuklu hayvanlara işaret edilmiştir. Medeniyetler kendilerine mahsus semboller edinmiş olsalar da “sert kabuk” ifadesi üzerinden ortak bir dil ve hikâye geliştirmişlerdir, bireyleşme süreci ve reenkarnasyon.

Bireyleşmede her göksel işaretin manevi mertebeleri vardır. İlk safhada kim olduğumuz fikri başkalarının fikirleri temelinde yükselir ve kendimizle ilgili cevapları içimizde değil dış dünyada ararız. İkinci safhada buhranlar ve kargaşalar deneyimleyerek kendimizin daha üst versiyonlarına ulaşırız. Yani olduğumuz kişi ile olacağımız kişi arasında çalkantılı bir yolculuk yaparız ve bu yolculuğu çoğunlukla kendi başımıza yapmak isteriz. Üçüncü safhada gerçekten kim olduğumuzu bulmak için yaptığımız içsel ve dışsal yolculuklar artık sonuç vermiştir. Kendi gölgelerimizle yüzleşme ve bireyleşme sürecimizi tamamlamış olarak edindiğimiz deneyimleri paylaş- maya hazır durumdayızdır. Yengeç’in bireyleşme yolculuğu da diğer zodyakal burçlar gibi 3 safhadan oluşur.

1.Yengeç:

Yengeç’in kendini ve dünyayı ilk tanımaya başladığı ve kendine karşı mücadele verdiği evredir. Bu mücadeleden kaçınmak için zaman zaman çevresine yüksek çıkışlar yapabilecek, tahmin edilemez eylemlerde bulunabilecektir. Bu dönemde o, basit ilişkiler kurarak kendini ve başkalarını tanımaya başlayacak, kendini bu basit ilişkilerde duygularının türüne ve yoğunluğuna göre ifade edecektir. Bu safhada yengeçlerin mücadelesi aynı zamanda, doğalarında bulunan sadakat ve bağlılığın karşıtı olan “ihaneti” deneyimleme konusundadır. Bu deneyimler sonunda Yengeç, dışarıya değil içeriye bakmayı öğrenecek ve hydra formuna erişecektir.

2. Hydra:

Yengeçler bu evrede duygusal doğaları ile başlarını derde sokmadan yaşamayı öğrenirler. İlk evrede verdikleri aşırı tepkilerin sonuçlarıyla başa çıkmak zorunda kaldıklarından bu evrede öfkelerini kontrol etmeyi, empatiyi ve güveni deneyimlemek ister ve kendileri olmayı öğrenirler ancak bu kez de başka bir mücadele alanı ortaya çıkar; romantik ve ailevi konularda ya fazlaca alçakgönüllü ve kabulcü olabilirler ya da öfkelendiklerinde soğuk ve sert bir tutum güderek kendilerini inciteni incitmek isterler. Hydra formu Yengeçler için bir uçlardan uzaklaşarak dengede kalabilme formudur ve bu yeteneklerinin kuvveti oranınca da “kendi kaderlerini yazarak tavus formuna ulaşırlar.

3. Tavus:

Yengeçler bu formda tüm derslerini almış ve duygusal bütünlüğe ulaşmışlardır. Öfke kontrolünü, affetmeyi ve güvenmeyi öğrenmişlerdir. Artık deneyimlediklerini ve öğrendiklerini ihtiyacı olanlara nazikçe aktarmaya, sahip olduklarını toprak anne gibi sevgiyle ve bereketle vermeye hazırdırlar ve üstelik bunu yaparken artık annelik etmeye de annelik edilmeye de ihtiyaçları kalmamıştır.

Sert kabuk fenomeni, aslında bizim aldığımız her formu yani ruhumuzun evrelerini ve ruhun evrimini koruyan bir kalkanı ifade eder. Öte yandan, Pisagoryen tetraktiste dörtlü ifadenin bir anlamı da başa dönmek ve geçiciliktir, tetragrammatonda bu ifaden harfidir ve karşılığı Yengeç’tir. Öyleyse Yengeç, yolculuğunda maddeyi yani kabuğunu koruyarak form değiştirecektir fakat bunu yaparken maddenin geçiciliğini de kavra- yarak edindiği deneyimleri başkalarına sevgiyle aktaracaktır.

Kabalistik Astrolojide Tammuz Ayı

Aylar: Haziran-Temmuz

Sembol: Yengeç – סרתן

Harf: Het, Dalet, Tav

Anahtar isim: ו-ה-י-ה

Sefira: Netzah

Melek: Muriel

Kabile: Ruben

Uzuv: Sağ el

Duyu: Görme

Zohar 3 “kozmik potansiyel negatif aya işaret eder, bu aylar tanrının yargı yönü ile ilgilidir. Merhametin nispeten daha az olduğu bu aylardan biri Tammuz’dur. İbrani tarihindeki bazı trajik olayların bu ayda meydana gelmesi ve bu olayların kap metaforu ile düşünüldüklerinde “yalnızca kendisi için almak ile özdeşleştirilmelerinden dolayı Tammuz “negatif” bir ay olarak kabul edilir. Ayrıca Yosef’in kuyuya atılması ve “cennetten kovulma” gibi bazı olaylar da bu ay meydana gelmiştir. Burada önemle belirtmeliyim ki “negatif” kelimesi “kötü” anlamına gelmemektedir çünkü mücadele ve yüzleşme olmadan bazen büyüme ve ödül de olmaz.

Tanrının “yargılayan” özelliğinden uzaklaşıp duali olan “merhamet eden özelliğine yaklaşmak istiyorsak, bu 3 aya gelindiğinde kimin elini sıktığımıza dikkat etmeli ve doğruluktan şaşmamalıyız çünkü bu aylarda spiritüel alanda yapılan hataların karşılığı fiziksel planda alınır ve etki ile tepki arasında çok az zaman vardır.

Kabalistik astrolojiye göre ışıklardan Ay, diğer gezegenlerin Malkut’udur. Bizler Malkut üzerinde maddesel boyutla sınırlandırıldığımızdan ve Tammuz Ay’ın yöneticiliği altında olduğundan bu ay sınırlarla da ilgilidir. Bir diğer ifadeyle, Tammuz ayı Het harfi ile ilgilidir; “Het” yazarken Het ve Tav harflerini kullanırız. Het Ay’ın harfidir ve Tav da İbrani alfabesindeki son harftir, bu sebeple yine Ay’ın sınırları ve sonları İşaret ettiği görülmektedir. Biz sınır ötesine geçmek istiyorsak kendimize bu sonlu sistemle çalışabileceğimiz bir yol haritası oluşturmalıyız; bu da paylaşmaktır. Şu halde, Tammuz’un sağ el ile ifade edilen karşılığının temellerinden biri “vermektir”.

Diğer bir bakışla, sağ elimizin işaret parmağı ile bakacağımız, göreceğimiz yöne işaret ederiz, tıpkı Tora okurken yad kullanmak gibi. Bu nedenle Tammuz ayı “görmek” ile de yakından ilişkilidir.

21 Haziran’da gündönümü ile birlikte Güneş her yeri aydınlatır ve gölgeler bizden alınır. Etrafımızda kendilik imajımızı çarpıtan uzun ya da kısa gölgeler yoktur. Bu nedenle Tammuz kendi içimizdeki potansiyel negatifi çok net fark edebildiğimiz bir aydır. İronik bir şekilde bu ayda kendimize entegrasyonu Jung’un “gölgeler” kavramı ile tamamlamaya çalışırız.

Bu ayda hepimiz, fakat özellikle Yengeçler, gerçeklik vizyonlarının gerçekte ne kadar derin olduğunu görebilmek adına gözlerini kabuktaki kötüyü değil içerideki iyiyi görme konusunda eğitmelilerdir, onların zodyakal yolculuklarında kendi ayaklarının üzerinde durabilmelerinin önemli bir basa- mağı da maddenin illüzyonundan çıkmaktır.

Bu ayda dualite ve sınırları deneyimleriz çünkü Tammuz uçları da ifade eder. Doğası itibarı ile bu ay su ile ilgilidir. Su Bina sefirasına bağlıdır. (Ay ve Satürn ilişkisi kabalistik astrolojide önemli yer tutmaktadır.) Üçlemelerde (3 kozmik potansiyel negatif ay) ilkler kabalistik hayat ağacındaki sağ sütuna bağlıdır. Sağ sütunda su elementi yoğundur. Dolayısıyla Tammuz su elementini en yoğun şekilde deneyimlediğimiz bir aydır. Yıl içinde hiçbir ayda böyle üçlü bir kuvvet yoktur.

Tammuz, etimoloji itibarı ile sıcaklığa işaret eder. Bu ayda sıcaklıkla birlikte su elementi faz değiştirir. Yosef, Ruben’i “su gibi coşkun (oynak, aceleci, uçucu)” olarak tanımlar. Bu ay su elementinin uçlarında gezmekten sakınmalı, duygu dengemizi sağlamalı, atacağımız doğru adımlarla güvenilirlik ve itibarımızı korumalıyız.

Yengeç’in ileri değil yana yürüdüğünü hatırlayınız, bu ayın sembolü olan Yengeç bizlere orta sütuna dönmeyi İşaret eder.

Yalnızca Ay ve Güneş tek bir burcu yönetir ve potansiyellerinin tamamını yönettikleri burca aktarırlar. Bu nedenle negatifleri çalıştığında Yengeçlerin dengesizlik, belirsizlik, güvensizlik hisleri yoğun biçimde ön plana çıkar.

Sınır temasını hatırladığımızda; Yengeç bu hisleri ortadan kaldırmak için fiziksel sınırlar üzerinde kontrol sağlayabileceğine inandığı için maddesel kazanımlar elde ederek kendine maddesel bir konfor alanı yaratmak ister, böylece koruyucu kabuğunu sertleştirmeye çalışır. Kabala bize maddesel sınırların illüzyon olduğunu söyler çünkü bu fiziksel dünya spiritüel dünyanın algılarla deneyimlenebilen yalnızca küçük bir parçasıdır. Yengeç, bunu hatırından çıkarmamalıdır.

Kabalaya göre Tammuz ruhumuzun alt seviyeleri ile daha çok bağlantıda olduğumuz bir aydır. Düşünce ve hayallerimiz bazen ego ile de ilgilidir. Bu nedenle alt benlik üst benlik bağından en çok faydalanmamız gereken aylardan biridir.

Unutmayalım ki negatifin de bir işlevi vardır, bizi dengeye getirmek. Dengeye gelmenin her zaman bir yolu vardır. Zohar der ki; “Bir hastalık yaratılmadan önce şifası yaratılır”.

Het, Zayin (İkizler) ve Vav (Boğa)’nin birleşimi ile oluşan bir harftir. O halde bu ay önceki iki burcun pozitif yönlerini kendimize çekerek kolayca Yengeç’in negatifinden çıkabiliriz.

Yengeç, anksiyete, depresyon, içe kapanma gibi negatiflerinden uzaklaşabilmek için bu ay Malkut’un ötesine geçerek metafizik dünya ile kendi özel bağlarını kurmalıdır.

Yengeçler unutmamalı ve seçimleri ile hepimize hatırlatmalıdırlar, “İnanan için kötülük yoktur”.

YOSEF İLK OĞLUNUN ADINI MENAŞE KOYDU. “TANRI BANA BÜTÜN ACILARIMI VE BABAMIN AİLESİNİ UNUTTURDU” DEDİ.”

Tammuz dualite ayı olduğundan Yengeç aynı zamanda IC noktasının bir ifadesidir, içeride, en derinde olanı anlatır. Hepimizin içinde “kendimize ait bir yer” bulunur. Bu ayla ilgili isim ve harfler üzerine meditasyon yapmak bizi içimizdeki bu yere taşır, bizler burada repolarizasyonumuzu tamamlar ve yaratıcımızla bağ kurarız. Bu sayede Yosef gibi “karanlıkta görme kabiliyeti kazanırız. Her zaman bu kabiliyeti tüm potansiyelimizle kullanamayız, bazen karanlıkla tek başımıza mücadele edemediğimizde ailemizden destek alabiliriz. Bazen de travmalarımız aileseldir, şu halde seçilmiş aile kavramını hayatımıza dahil etmenin de uzun süreler Yengeç’in negatifinde kalmamak için güzel bir seçenek olduğunu hatırlayalım.

Kabalistik Sembolizmde “Badem Dalı”

RAB, “YİRMİYAHU, NE GÖRÜYORSUN?” DİYE SESLENDİ. “BİR BADEM DALI GÖRÜYORUM” DİYE YANITLADIM.

Değnekler birçok kültürde otorite ve erginliğin sembolüdür. İbrani kültüründe de mucizevi güçleri olan değneklerin bahsi geçer. Geç dönem anlatılarında bu değneklerin aslında tek bir değnek olduğu ve Adam’dan gelerek haleflerine geçtiği öne sürülür. Bu değnek veya değneklerin hangi malzemeden yapılmış oldukları konusu aslında değneklerin yalnızca bir sembol olup neyi temsil ettikleri konusu kadar tartışmalıdır. Biz burada bu konuya sentez perspektifinden bakalım.


Maji geleneğinde witchcraft ve paganik aktarımları izleyen ekollerde daha çok fındık ağacından yapılan değnekler tercih edilebilirken kabala aktarımlarını izleyen ekollerdeyse badem ağacından yapılan değnekler tercih edilir. (Bazen bu ekolde 2 değnek vardır). Badem ağacı tercihinin nedeni David’in Golyat’ın (bkz. Gulyabani, ghoul) başını kesip geçirdiği değneğin badem ağacından olması, Moşe’ye buyrulan menoranın bezemelerinin badem ağacını model alması, Aron’un değneğinin bir gecede yeşerip badem çiçekleri ve bademler vermesi örneklerindeki gibi anlatılardır. Bu sembolizmde badem dalı tanrının yargılama ve hüküm verme özelliği ile ilgilidir. Bu bağlamda bu iki kavram, içinde bulunduğumuz Tammuz ayının da önemli birer sembolüdür. Örneğin Yirmiyahu 1:11’de Yirmiyahu’nun Rab ile konuşması ve badem dalı vizyonundan bahsedilir.


Badem İbranicede “שקד” şeklinde yazılır. Rab Yirmiyahu’ya “Doğru gördün çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.” Derken yine aynı kelime ile cevap verir. Bu defa bu kelime burada “gözlemek, özenle çalışmak anlamında kullanılmıştır. Buradan hareketle Rambam badem dalı sembolünün Rabbin himayesine işaret ettiğini öne sürer. Gördüğümüz gibi yargı-hüküm/merhamet-koruma dualitesi buradaki örnekle oldukça güzel bir biçimde aktarılmıştır.


Badem dalının çiçek açmasından sonraki 21. Günde meyve vermesinin de yine Tammuz 17 ile Tişa b’Av arasındaki 3 haftada- ki yargı ve hükmü işaret ettiği de ifade edilir. Bu yüzden değneklerin ateşi ve Atzilut’u ifade etmelerinin nedenlerin- den bazıları hem hüküm hem erginlik hem de Tammuz ve sıcaklık vurgusudur denir.


Spiritüel anlamlara değinecek olursak, burada değnek sem- bolünün omurga, kadüse ve kundalini uyanışını ya da ilahi bilinç veya farkındalığı paylaşmayı temsil ettiğine dair görüşler vardır. Elbette yalnızca biri ya da diğeri doğru olmak zorunda değildir. Örneğin, diğer kabala disiplinleri ile beraber pratik (hermetik) kabalayı da benimseyenler maddesel ve spiritüel planı bu konuda başarılı biçimde evlendirmişlerdir. Şöyle ki, “badem değneği      מטה השקדtamlamasının gematriası 463’tür. (Burada bahsi geçen kelime dal değil değnek). Kabalistik hayat ağacında orta sütunun gematriası da 463’tür. Dolayısıyla hem maddesel hem de spiritüel planı ifade etmesi sebebiyle bu kişiler badem dalından değnekleri tercih eder, uygun rayihayla birleştirirler. İlk defa inisiye olanlar, altar (sunak) hazırlarken önce disk (toprak) hazırlar ve en son değnek (ateş) hazırlarlar. Böylece son aşamada elemental ve spiritüel denge ile orta sütuna dönme eğilimi güçlendirilerek manevi erginlik kazanılır. Yine bu ayın temsili sefirasının Netzah olması ile değneklerin sefirasının Netzah olması da örtüşmektedir. Belirtmeliyim ki değneklerin astrolojik olarak hazırlanması konusu bu aydan bağımsızdır.


Bu bilgilerle, “David metali şekillendiriyordu.” Veya “Daniel aslan terbiye ediyordu.” Dendiğinde bu eylemleri bir palimpsest gibi okuyarak temsil edilenin birden fazla planda çok katmanlı bir eylemler silsilesi olduğunu kolayca görebiliyoruz. Örneğin şimdi hemen bir pratik yapalım. Değnek Ası’na yeniden bakın, artık onu daha farklı görüyor musunuz?


Not: Bu yazıda kabala-maji, majide kabalistik sınır (vice versa) tartışmasına özellikle girilmemiştir çünkü üst versiyonlarımıza erişmenin yolu tek bir tane değildir. Herkes kendi öyküsü için gerekeni ve mizacına uyanı seçer. Kimi de hiç seçmez. Kaldı ki maji farklı amaçları olan pek çok ekole ayrılır. Elbette kişilerin bir “kabul edilebilirin dışında” kategorisi olacaktır (benim için “hayvansal girdi” kullanımı, malzeme gerekli mi?) fakat bu konulara hâkim olmadan hüküm vermek talihsizlik olur. Bizlerin görevi kestirip atmak, yargılamak, etiketlemek, isim takmak, dışlamak, koşulsuz biat etmek, koşulsuz biat beklemek değildir. Görevimiz bellidir, anlamak.