Aylar: Haziran-Temmuz
Sembol: Yengeç – סרתן
Harf: Het, Dalet, Tav
Anahtar isim: ו-ה-י-ה
Sefira: Netzah
Melek: Muriel
Kabile: Ruben
Uzuv: Sağ el
Duyu: Görme
Zohar 3 “kozmik potansiyel negatif aya işaret eder, bu aylar tanrının yargı yönü ile ilgilidir. Merhametin nispeten daha az olduğu bu aylardan biri Tammuz’dur. İbrani tarihindeki bazı trajik olayların bu ayda meydana gelmesi ve bu olayların kap metaforu ile düşünüldüklerinde “yalnızca kendisi için almak ile özdeşleştirilmelerinden dolayı Tammuz “negatif” bir ay olarak kabul edilir. Ayrıca Yosef’in kuyuya atılması ve “cennetten kovulma” gibi bazı olaylar da bu ay meydana gelmiştir. Burada önemle belirtmeliyim ki “negatif” kelimesi “kötü” anlamına gelmemektedir çünkü mücadele ve yüzleşme olmadan bazen büyüme ve ödül de olmaz.
Tanrının “yargılayan” özelliğinden uzaklaşıp duali olan “merhamet eden özelliğine yaklaşmak istiyorsak, bu 3 aya gelindiğinde kimin elini sıktığımıza dikkat etmeli ve doğruluktan şaşmamalıyız çünkü bu aylarda spiritüel alanda yapılan hataların karşılığı fiziksel planda alınır ve etki ile tepki arasında çok az zaman vardır.
Kabalistik astrolojiye göre ışıklardan Ay, diğer gezegenlerin Malkut’udur. Bizler Malkut üzerinde maddesel boyutla sınırlandırıldığımızdan ve Tammuz Ay’ın yöneticiliği altında olduğundan bu ay sınırlarla da ilgilidir. Bir diğer ifadeyle, Tammuz ayı Het harfi ile ilgilidir; “Het” yazarken Het ve Tav harflerini kullanırız. Het Ay’ın harfidir ve Tav da İbrani alfabesindeki son harftir, bu sebeple yine Ay’ın sınırları ve sonları İşaret ettiği görülmektedir. Biz sınır ötesine geçmek istiyorsak kendimize bu sonlu sistemle çalışabileceğimiz bir yol haritası oluşturmalıyız; bu da paylaşmaktır. Şu halde, Tammuz’un sağ el ile ifade edilen karşılığının temellerinden biri “vermektir”.
Diğer bir bakışla, sağ elimizin işaret parmağı ile bakacağımız, göreceğimiz yöne işaret ederiz, tıpkı Tora okurken yad kullanmak gibi. Bu nedenle Tammuz ayı “görmek” ile de yakından ilişkilidir.
21 Haziran’da gündönümü ile birlikte Güneş her yeri aydınlatır ve gölgeler bizden alınır. Etrafımızda kendilik imajımızı çarpıtan uzun ya da kısa gölgeler yoktur. Bu nedenle Tammuz kendi içimizdeki potansiyel negatifi çok net fark edebildiğimiz bir aydır. İronik bir şekilde bu ayda kendimize entegrasyonu Jung’un “gölgeler” kavramı ile tamamlamaya çalışırız.
Bu ayda hepimiz, fakat özellikle Yengeçler, gerçeklik vizyonlarının gerçekte ne kadar derin olduğunu görebilmek adına gözlerini kabuktaki kötüyü değil içerideki iyiyi görme konusunda eğitmelilerdir, onların zodyakal yolculuklarında kendi ayaklarının üzerinde durabilmelerinin önemli bir basa- mağı da maddenin illüzyonundan çıkmaktır.
Bu ayda dualite ve sınırları deneyimleriz çünkü Tammuz uçları da ifade eder. Doğası itibarı ile bu ay su ile ilgilidir. Su Bina sefirasına bağlıdır. (Ay ve Satürn ilişkisi kabalistik astrolojide önemli yer tutmaktadır.) Üçlemelerde (3 kozmik potansiyel negatif ay) ilkler kabalistik hayat ağacındaki sağ sütuna bağlıdır. Sağ sütunda su elementi yoğundur. Dolayısıyla Tammuz su elementini en yoğun şekilde deneyimlediğimiz bir aydır. Yıl içinde hiçbir ayda böyle üçlü bir kuvvet yoktur.
Tammuz, etimoloji itibarı ile sıcaklığa işaret eder. Bu ayda sıcaklıkla birlikte su elementi faz değiştirir. Yosef, Ruben’i “su gibi coşkun (oynak, aceleci, uçucu)” olarak tanımlar. Bu ay su elementinin uçlarında gezmekten sakınmalı, duygu dengemizi sağlamalı, atacağımız doğru adımlarla güvenilirlik ve itibarımızı korumalıyız.
Yengeç’in ileri değil yana yürüdüğünü hatırlayınız, bu ayın sembolü olan Yengeç bizlere orta sütuna dönmeyi İşaret eder.
Yalnızca Ay ve Güneş tek bir burcu yönetir ve potansiyellerinin tamamını yönettikleri burca aktarırlar. Bu nedenle negatifleri çalıştığında Yengeçlerin dengesizlik, belirsizlik, güvensizlik hisleri yoğun biçimde ön plana çıkar.
Sınır temasını hatırladığımızda; Yengeç bu hisleri ortadan kaldırmak için fiziksel sınırlar üzerinde kontrol sağlayabileceğine inandığı için maddesel kazanımlar elde ederek kendine maddesel bir konfor alanı yaratmak ister, böylece koruyucu kabuğunu sertleştirmeye çalışır. Kabala bize maddesel sınırların illüzyon olduğunu söyler çünkü bu fiziksel dünya spiritüel dünyanın algılarla deneyimlenebilen yalnızca küçük bir parçasıdır. Yengeç, bunu hatırından çıkarmamalıdır.
Kabalaya göre Tammuz ruhumuzun alt seviyeleri ile daha çok bağlantıda olduğumuz bir aydır. Düşünce ve hayallerimiz bazen ego ile de ilgilidir. Bu nedenle alt benlik üst benlik bağından en çok faydalanmamız gereken aylardan biridir.
Unutmayalım ki negatifin de bir işlevi vardır, bizi dengeye getirmek. Dengeye gelmenin her zaman bir yolu vardır. Zohar der ki; “Bir hastalık yaratılmadan önce şifası yaratılır”.
Het, Zayin (İkizler) ve Vav (Boğa)’nin birleşimi ile oluşan bir harftir. O halde bu ay önceki iki burcun pozitif yönlerini kendimize çekerek kolayca Yengeç’in negatifinden çıkabiliriz.
Yengeç, anksiyete, depresyon, içe kapanma gibi negatiflerinden uzaklaşabilmek için bu ay Malkut’un ötesine geçerek metafizik dünya ile kendi özel bağlarını kurmalıdır.
Yengeçler unutmamalı ve seçimleri ile hepimize hatırlatmalıdırlar, “İnanan için kötülük yoktur”.
YOSEF İLK OĞLUNUN ADINI MENAŞE KOYDU. “TANRI BANA BÜTÜN ACILARIMI VE BABAMIN AİLESİNİ UNUTTURDU” DEDİ.”
Tammuz dualite ayı olduğundan Yengeç aynı zamanda IC noktasının bir ifadesidir, içeride, en derinde olanı anlatır. Hepimizin içinde “kendimize ait bir yer” bulunur. Bu ayla ilgili isim ve harfler üzerine meditasyon yapmak bizi içimizdeki bu yere taşır, bizler burada repolarizasyonumuzu tamamlar ve yaratıcımızla bağ kurarız. Bu sayede Yosef gibi “karanlıkta görme kabiliyeti kazanırız. Her zaman bu kabiliyeti tüm potansiyelimizle kullanamayız, bazen karanlıkla tek başımıza mücadele edemediğimizde ailemizden destek alabiliriz. Bazen de travmalarımız aileseldir, şu halde seçilmiş aile kavramını hayatımıza dahil etmenin de uzun süreler Yengeç’in negatifinde kalmamak için güzel bir seçenek olduğunu hatırlayalım.