Ağaçların Yılbaşı Tu Bişvat

İbrani takvimde 4 adet yılbaşı bulunur. Bunlardan biri doğaya ve çevreye özellikle de ağaçlara adanmıştır. Tu Bişvat ağaçların yılbaşısıdır. Moşe yaradanla yanan bir çalılık aracılığıyla konuşmuştu. Bu, bizlere doğada yaradanın olmadığı tek bir yer dahi olmadığını gösterir. İşte bu açıdan, tu Bişvat yaradanın doğadaki varlığını kutlamaktır. İbranice “Tu” (Tet-9, Vav-6) kelimesinin harflerinin gematriası 15’tir bu nedenle ağaçların yılbaşısı 1 Sevat’ta başlasa da 15 Şevat’taki dolunaya kadar kutlanmaz.

Tu Bişvat’ın orijini tapınak zamanına dayanır. Tapınak zamanında çiftçi ile çobanların gelirinin onda biri vergi olarak alınırdı. Bu vergilendirme ağaçların ürünleri için de geçerliydi. Ondalık vergiyi düzenlemek için belli bir tarih belirlenmeliydi böylece eski yıl bitimi ve yeni yıl başlangıcı belirlenmiş olacağından vergi alımının ne zaman başlayacagi da belirlenmiş olacaktı. Işte böylece Tu Bişvat doğmuş oldu.

Peki neden bir kış ayı seçilmişti? Çünkü bu tarihte İsrael’de yağmurun çoğu yağmış olur ve ağaçların kökleri bu suyla beslenip filizlenmeye başlamış olurlar.

Tu Bişvat’ın Şevat 1’de kutlanmama nedeni Şevat 15’teki dolunay ışığında kutlamaların daha kolay yapılabileceği olabilir. Diğer taraftan Tu Bişvat Ve Tu Be Av arası 6 aydır. Biri yaz ortasındaki enerjiyi temsil ederken bir gün de kış ortasındaki enerjilere ayrılmak istenmiş olabilir.

Bu dönemde yapılan ritüeller toprağın ritmi ile ilgilidir. Ritüellerden bir diğeri ağaç dikimidir. Rav Yohanan ben Zakkai, “Mesih’in geldiğini görseniz ve elinizde dikilecek bir fidan olsa önce fidanı dikeceksiniz sonra Mesih’i selamlayacaksınız” diyerek ağaç dikmenin önemini göstermiştir. Ağaç dikmenin önemi nedeniyle büyük küçük herkes bu günde ağaç dikerler, dikemeyenler ağaçlarla ilgili kurumlara bağışta bulunurlar.

Ritüellerden bir diğeri de sederdir. Sederin ilk yazılı versiyonunu 17.yy’da görüyoruz ancak 16.yy’da ilk kez kabalist- ler tarafından yapılmaya başlanmış ve günümüzde de popülerlik kazanmistir. Tu Bişvat sederinde Pesah sederindekine benzer semboller vardır. Örneğin renkleri beyazdan kırmızıya doğru değişen dört bardak şarap kutsanır. Renklerdeki değişim mevsimlerdeki değişimi temsil eder ve her biri tanrının 4 harfli ismindeki harfler- den birine denk gelir. Sederde 10 sefirayi temsil eden 10 farklı meyve yenmesine dikkat edilir.

Son 500 yılda Tu Bişvat kabala açısından çok büyük önem kazanmıştır çünkü sefiraların yayılım şemasına “hayat ağacı” denir. Sefiralar yaratımın güçlü veçheleridirler. Sefiralar akıl almaz, hayal edilemez olan Ein Sof’tan başlar ve insan idrakına uygun olan Malkuth’a doğru ilerlerler. Sefiralar bazen kökleri yukarı alemlere dalları bizlere uzanan bir ağaç olarak tasvir edilirler. Talmud 15 Şevat’a “ağacın yılbaşı” dediği için bunu hayat ağacındaki yaratım enerjilerinin de yenilendiği bir tarih olarak düşünebiliriz. Bu açıdan düşünürsek 15 Şevat tanrının da yılbaşısıdır. Nasıl ki biz Rosh haŞana’da tanrıya ihtiyaç duyuyorsak, bu günde de tanrının insanoğlunun iyi şeyler yaptığını görmeye ihtiyacı vardır.

Tu Bişvat Tora’da geçmeyen bir özel gündür. Hakkındaki en eski referans Talmud’daki “ağaçların yılbaşı” ifadesidir. 500 yıl önce kabalistler Tu Bişvat’ın yeni açılımlarını keşfettiler ve Tu Bişvat bugün kutladığımız gün halini aldı. Kabalistler Tu B’şvat’ta yenen meyvelerin Adam ve Eva’nın işlediği suçun kozmik onarımı olduğunu söylerler. Peki bu onarım nasıl gerçekleşmekte?

Yaradan Adam ve Eva’yi Eden bahçesine yerleştirmişti ve yalnızca bir ağacın meyvesini yemeleri yasaklanmıştı. Bizler sederde meyve yiyerek yaradanın kendi arzusu ve ihsanıyla bize verilen meyveleri yiyerek arada bir şükran bağı kurmaktayız. Bu durumda bir meyve yalnızca bir meyve değil, o rabbin bizi kutsayışıdır çünkü meyvenin ağaçtan değil yaradandan geldiğinin bilincindeyizdir.

Tu Bişvat’ta 30 farklı meyve yenir. Bu meyveler 10 meyveden oluşan 3 gruba ayrılır. Birincisi portakal gibi yenmez kabuklu meyvelerden oluşur ve asiya alemi ile bağlantılıdır, ikinci grup zeytin gibi yenmez çekirdekli meyvelerden oluşur ve yetzira alemi ile bağlantılıdır, üçüncü grup ise tamamen yenebilen meyvelerden oluşur ve beriya alemi ile bağlantılıdır.

Kabalada varlık bir kötülük veya bir lanet olarak görülmez. Bu nedenle Magen David de yerleri ve gökleri temsil eden iki üçgenden oluşur. Meyveler ve spiritüel alem arasındaki bağ da işte bu düşünceden gelir. Tu Bişvat’ın mesajı etrafımızdaki fiziksel dünyayı yaradanin hediyesi gibi görmek ve fiziksel dünyanın ve nimetlerin tadını çıkarmakla ilgilidir. Etrafımızdaki maddelerin de yaradanla dolu olduğunu kabul ederek onun varlığı ve birliğinin her şeyde olduğunu idrak etmiş oluruz. Herkese mutlu bir Tu Bişvat dilerim!

Hayat Ağacı ve Sefiralar

Yaşamda bilinçli ya da bilinçsizce olsun her şey arzudur. Arzumuz hakkında düşünür, eylem alır ve onu gerçekleştiririz. Arzunun başlangıcından gerçekleştirilmesine kadar geçen süreçte on seviye vardır. Bu on seviyeye arzunun on seviyesi aynı zamanda yaratımın on evresi yani bir diğer deyişle hayat ağacının on sefirası diyoruz. Sefira İbranice’de yayılım, yayılma, ifşa olma anlamlarına gelir. Sefiralar ışığın ifşasıdır. Sefiraların ismi sırası ile Keter (Taç), Hohma (Bilgelik), Bina (Anlayış), Hesed (Merhamet), Gevura (Yargı), Tiferet (Güzellik), Netzah (Zafer), Hod (İhtişam), Yesod (Temel) ve Malhut (Krallık)’tur.

Evrende her şey enerjidir, biz bu enerjinin orijinini yani yaradanı tam olarak anlayamasak da sefiralar aracılığıyla enerjinin ifşasını anlayabiliriz. Örneğin Keter tanrısal olan ile ondan ifşa olan arasında bir yerdedir. Keter hem ışıktır hem de değildir. Onu şuna benzetebiliriz; bir metal parayı havaya atıp tuttugumuzu ve elimizle kapattığımızı düşünelim. Bu durumda yukarıda kalan yüz ya yazı ya da turadır ama biz hangisinin yukarıda olduğunu bilemeyiz. İşte Keter’in doğası böyle bilinemezdir. O kimsenin olmadığı bir yerde devrildiğinde ses çıkarmış sayılıp sayılmadığı bilinmeyen ağaçtır. Aynı anda hem herşey hem hiçbir şeydir.

Hohma bilgeliktir. Bilgelik insan zihninin algilayabileceği ilk somut şeydir. Eril, genç, enerjetik, dengelenmemiş, sınırsız bir enerjidir. Evrenin tezahür etmeye başladığı noktadır, yaratımın güdümleyicisidir.
Bina kutsal rahimdir. Evrenin dişil gücü ve ilahi annedir. Bina anlayış demektir çünkü enerjinin yaratım amacını burada anlarız. Hohma’dan düzensiz yaratıcı gücü alarak ona stabilite ve form verir. Hohma ve Bina Keter tarafından dengelenir.

Hesed, yaratımın doğruluk, sevgi, iyilik gibi arketipal formlarının bulunduğu sefiradır. Bina formlara oluşmaları için yer açmıştır ve artık Hohma’da enerji evrenimizin uzerinde işlediği kozmik düzenin kavramsal çerçevesini oluşturmak için eterik bir temelde ilerleyebilir.

Gevura güçtür çünkü Hesed tarafından getirilen kozmik düzenin yürütülmesini sağlayacak gücü taşır. Kozmik düzendeki dalgalanımları dengeye getirir. Bu nedenle karmayı da içinde taşır. Hesed ve Gevura Tiferet tarafından dengelenir.

Tiferet sefirasının her bir sefira ile doğrudan bağlantısı vardır, bu yönüyle o sefiralar arasındaki köprüdür. Toferet güzellik demektir çünkü ilahi bağlılık ve birliği temsil eder. Tifetet bireysel olarak biricikliğimizin de farkında olarak ilahi birliğimizi anlamak ve evrende yaratılmış her şeyin güzel olduğunu bilmek demektir. Hohma ilahi baba, Bina ilahi anne ise Tiferet de ilahi çocuktur. Tiferet, enerjinin biçim ve form aldığı sefiradır.
Netzah engelleri aştığımızda kazanılan zafer demektir. Evrendeki tüm dualiteler ve olasılıkları kapsar. O, birey ve kolektif arasındaki dengedir. Düşünce formlarının bulunduğu sefiradır.

Netzah sefirası Hod sefirası ile daha iyi anlaşılır. Netzah içgörü ve duyguları ifade ederken Hod bizim düşüncelerimiz ve zihinsel oluşumlarımızdır. Hod, ihtişam demektir çünkü kainatın tüm yaratımları insanlığın anlaması için zihinde yuceltilir. Bu sefira gerçekliği anlamamızın temelini oluşturur. Hod kişilik ve egomuzun gelişiminde önemli rol oynayan bir sefiradır. Hod’un görevi üst enerjileri edebiyat, bilim, felsefe gibi formlara sokarak daha anlaşılır hale getirmektir. Netzah ve Hod Yesod tarafından dengelenir.

Yesod zihin ve madde arasındaki boşluğu tamamlar, Malhut ise 4 fiziksel elementin varlık bulduğu sefiradır. Yesod eter veya astral plandır. O, duş almak veya bisiklet sürmek gibi gündelik işlerimizi ifade eder fakat yine de ifade ettikleri bundan fazladır. Yesod ateş gibidir, iyiye de kullanılabilir kötüye de.

Malhut fiziksel olarak yaratılmış evrendir. Malhut yaradanın krallığının her an her yerde olduğunu hatırlatması bakımından krallık olarak adlandırılır. Malhut tüm üst enerjilerin form aldığı ve bir araya gelip dinlendiği yerdir.

Işık ihsan etmektir, pozitif kutuptur, alma arzusu ise negatif kutuptur. Keter’den Malhut’a doğru ilerledikçe negatif kutup pozitif kutbu örter. Bu nedenle Malhut’ta sadece alma arzusu bulunur.

Her bir sefira kendinden sonraki sefirayı içinde taşır. Bu nedenle Keter sefirası tüm sefiraları içinde taşıyan bir sefiradır. Ruhun amacı bir fiziksel kap yaratmak, onu bilinçle doldurmak ve onu kökü olan ışığa geri döndürmektir. Kabalistik hayat ağacının ne olduğunu bilmek işin yalnızca küçük bir kısmıdır, ağacı yaşantımızın her anında uygulanabilir bir bilinç halı yükselişi ile pratikte de deneyimlemek gerekir. Örneğin özellikle kabalistik meditasyonlar bu amaçla düzenlenirler ve yüksek benliğimiz ile daha iyi versiyonlarımıza ulaşmamızı sağlarlar.

Kabalistik Astrolojide Şevat Ayı

Şevat ayı İbrani takvimdeki 11.aydir. Ay değiştirdiğimizde o ayın keduşasına yani kutsallığına geçeriz. Bu ayın niteliklerini inceleyecek olursak en önemlilerinden biri şudur ki Şevat 1’de Moşe Tora’yi açıklamaya başlamıştır, ki buna Devarim diyoruz, bu nedenle ravlar Şevat 1 için Matan Tora yani ikinci Şavuot gibidir derler. Şavuot Sina Dağı’nda Tora’nın verilmesidir.

Moşe rabenu, Tora’yı herkesin anlayabilmesi için yetmiş farklı dilde anlatmıştı. İşte bu ayın işareti olan Dli yani Kova burcunun ruhu budur; onun ruhu “biz” olabilmektir. Yaradan bizlere bu ay Tora’yı anlayabilmemiz için yeni içgörüler kazandırır. Tora rabbinik literatürde su olarak geçer, dolayısıyla bizler kova sembolü ile Tora’nın sularını derinliklerden çekmiş oluruz. Bu ay diğer inançlardaki kutsal metinleri anlayabilmek için de özel bir aydır. Elbette çektiğimiz suyu kovada bekletmeyip başkaları ile de paylaşmalıyız. Bu ay aynı zamanda yaradanın sözünü paylaşmak için de özel bir aydır.

Bir burcun niteliğini anlamak için önce mevsime bakarız, Şevat, Tevet ve Adar ayları ile birlikte kış mevsimi ayıdır. Tanrının dört harfli ismi olan הוהי ismine göre düşündüğümüzde harfler sırayla ateş, su, hava ve toprak elementlerine denk düştüklerinden kış aylarının elementi topraktır. Toprak Malkut sefirası ile ilgilidir ve alma arzusunu gösterir. Şevat ayının sembolü Kova yani “dli” dir. Hayat ağacında sol sütuna denk gelmektedir, yani bu ay toprağın ateşidir. Dolayısiyla Kova burcu kişileri oldukça yüksek konsantrasyona sahip olup kendi kendini bir şeyi elde etme konusunda motive edebilirler ancak kendi istek ve arzularına bazen öyle odaklı olurlar ki başkalarının ihtiyaçlarını goremeyebilirler.

Kova burcu klasik astrolojide hava burcudur, Kovalar entelektüel ihtiyaçlarini ve denge ihtiyaçlarını karşılamak isterler. Yaşamlarında karşılarına çıkan sorulara entelektüel cevaplar bularak başarı elde etmek onlar için çok önemlidir. Hava aynı zamanda iletişimle ilgilidir, Kovalar çevreleri ve toplumla daimi iletişim halinde olmayı severler; düşüncelerini paylaşmak, rijit yapıların içinde sıkışıp kalmamak onların mizacında vardır. Biricik ve özgür olmayı severler, diğerlerinden farklı düşünceleri ile daima ön plana çıkarlar. Tüm bunların altyapısında tabanında “toprağın ateşi” olan bir hava burcu olmaları yatar. Bunlara karşın, Kovaların bağlanmak ve birlikte kalmakla ilgili problemleri olabilir.

Kova burcu iki harf ile temsil edilir. İlki Kova burcunu temsil eden Tsadik harfi ve ikincisi de Kova burcunun yönetici gezegeni olan Satürn’ü temsil eden Bet harfi. Bet harfi Tora’nın ilk kelimesi olan “bereşit” kelimesinin ilk harfidir ve yaratımı başlatan ve kutsayan harftir. Tsadik doğru insan, eren demektir, üst alemle alt alem arasindaki dengeyi kurabilmis kişidir.

Tsadik harfi sırt sırta bakan Yud ve Nun harflerinden oluşur. Yud, evrenin eril ve ihsan eden yönüdür ve Nun harfi ise evrenin dişil ve alıcı olan kutbudur. Yani Tsadik harfi yaratıcının eril ve dişil yönü arasında bir köprüdür. Buna göre Kovalarda da birleştirici, bütünleştirici, bir araya getirici bir yön bulunur. Onlar spiritüel ve fiziksel olanın bir araya gelmiş halidirler. Aynı şey Bet harfi için de geçerlidir. Bet harfinin üst çizgisi gökleri ve alt çizgisi de yerleri temsil eder. Bet harfinde gökleri ve yerleri bağlayan bir de orta çizgi bulunur. Kovalar gökleri ve yerleri birleştirirler. Bu nedenle onları birçok farklı köken ve geçmişten insanları bir araya getirirken görürüz.

Kovalar idealisttir, idealleri uğruna birçok şeyden vazgeçebilirler. Onlar tüm insanları eşit bir biçimde görürler ama tarihe baktığımızda eşitlik adına birçok kitlesel ölümün de yaşandığını görüyoruz. Eğer Kovalar yaradanla bağlarını tam olarak kurmamışlarsa eşitlik adına kaş yapmak isterken göz de çıkarabilirler.

Bu ayı temsil eden kabile Aşer’dir. Yaratılış 49:20’de “Zengin yemekler olacak Aşer’de, Krallara yaraşır lezzetli yiyecekler yetiştirecek Aşer.” denmektedir. Aşer kabilesi zenginlik ve bereketle ilgilidir. Artık Kova çağında kıtlık eskiye göre çok daha az olacaktır. Kovaların paylaşımcı yönlerinin de bunda payı olacaktır. Ezekiel 1. Bölümde 4 kutsal varlıgin ismi geçer. Bunlar sırasıyla Aslan, Boğa, Kartal ve İnsandır. Aslan Aslan burcunu, Boğa Boğa burcunu, Kartal Akrep burcunu ve İnsan da Kova burcunu temsil eder. Kova burcunun kova taşıyan insanla resmedilmesinin bir sebebi de budur. İbranice’de adam “iş, שיא” kelimesidir ve gematriası 311, Şevat “şevat, טבש” kelimesi ile aynıdır. Kova burcunun temsili olan insan, insanlığın iyilikte gelebileceği noktadır.

Kova insanı bilgi ve bilme pesindedir, yeni bilgiler, yeni yerler, yeni insanlar tanımak ister. O bir bilgi devrimcisidir. Yeşaya 11:9 şöyle söyler; “Kutsal dağımın hiçbir yerinde kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, Dünya da RAB’bin bilgisi ile dolacak.”. Bu pasuk Olam haBa’dan yani Kova çağından bahsetmektedir. Kova çağında herkes birbirine eşit olacak ve dünyada kötülük olmayacaktır. Diger yandan Kovalarda reddedilme korkusu vardır, bu nedenle kendilerini kabul eden herhangi bir topluluğa veya insana yakınlık duyabilirler, bu onların eşitlik ve birlik istemelerinin gölge yönüdür. Yine aynı sebeple Kovaların birçok dostu ve arkadaşı olabilir ancak tanrı konsepti olmadan bu dostluklar ve arkadaşlıklar gerçek olmaktan çok uzak olacaklardır ve Kovalar boş bir kovaya benzeyeceklerdir. Kovaların bu yüzden bazen bir madalyon gibi iki yüzü vardır, onların bir yüzü koşulsuz sevgi iken diğer yüzlerinde duygusal olarak hazırlıksız olmak vardır.

Kabalada bitkilerin yeni yılı olan Tu Bişvat, Şevat 15’te kutlanır. Bitkiler yer çekimi yönünün tersine doğru büyürler ve tıpkı bunun gibi Kova burçları da sistemlere karşı gelebilirler. Onlar bu yönleriyle birbirine benzerler. Kovalar fiziksel dünyanın sınırlarının dışına çıkabilirler ama bu gücün tezahür edebilmesi için bu gücün gerçekleşmesine engel olan yönlerinin farkında olmalıdırlar. Kabalistik astrolojiye göre bir burcun doğasını kontrol edebilmesinin sırrı onun karşıt burcunda yatar. Zodyakta Kova burcunun karşıtı Aslan burcudur. Aslan kral ise Kova da halktır. Kovalar kendi düşünceleri davalarının önünde gelmediği sürece topluma yararlı olabileceklerini gösterirler.

Kovaların kendileri hakkında büyük düşünceleri olabilir ve kendi fikirlerini topluma empoze etmek onlar için yegane hedef haline gelebilir. Dolayısıyla büyüklenmeci tutumlarını bırakıp yalnızca düzeni sağlayan enerjilere bir kanal olduklarını akıllarında tutmalılardır. Kovalar geleceği günümüze taşıyabilirler, yapmaları gereken şey sadece bu gücü açığa çıkarabilmektir ve bizler de bu ay onların bu yönlerinden ilham alabilir ve geleceği inşa edici enerjilerle çalışabiliriz.

Kabalaya göre Kova burcları geçmiş yaşamın krallarıdır. Yeterince “ben” olmuşlardır ve artık bu yaşam onların “biz” deme zamanlarıdır. Önceki yaşamlarından gelen lükse erişim kaynaklı yerleşik bir gurur duyguları da vardır ve bunun üstesinden gelmek durumundadırlar.

Tikkun’u yani karma onarımı Kova olanlar yaşamlarında uygun bir partner bulmakta zorlanabilirler. Gururları en çok kendilerine denk bir yere verebilme yeteneği ile sınanır.

Tikkun Kova kişiye gerçek bir misyonerlik yeteneği verir, onlar tüm insanlığa karşı sorumluluk hissederler. Eğer basitçe yaşayıp gururlarını alçakgönüllülükle bir kenara bırakabilirlerse hedeflerini kolaylıkla yerine getirebilirler ve onları sonraki kuşaklara aktarabilirler. Bu nedenle bu ayda neslimiz için plan yapmak da oldukça uygundur.

Yeşaya 55:1 “Ey susamış olanlar, sulara gelin” der. Burada su ile kastedilen Tora’dır. Kovalar Tora ve kabala bilgeliği ile ya da herhangi bir yolla spiritüellik ve maneviyatla tanışmalı, derin sulardan kova ile su çıkarmalı ve insanlıkla paylaşmalıdırlar ancak o zaman arzu ettikleri devrimlerin önündeki engelleri kaldırabileceklerdir.

Şevat, Şin Bet Tav harfleri ile yazılır ve “şenişma besurot tovot”, “ki iyi haberler duyacağız” ın akronimidir. Bu ayda iyi haberleri daha çok duyarız ve bu ayda duyduğumuz iyi haberleri kolektife yaymaya gayret etmeliyiz.

İçinde bulunduğumuz Şevat ayında Kovalardan ilham alarak kovamızı yaradanın sözünün en derinlerine daldırmaya ve iyiligi paylaşmaya hazır mıyız?

Merkaba Eğitimi

Tarih:OCAK
4
Saatler:20:30 – 22:30
Yıl:2025

Var olan en yüksek enerji kanalı ile tanışmak ister misiniz? Merkaba, bedenimizde pasif olarak bulunan rabıta enerjisini nasıl aktive edeceğimizi bizlere öğreten bir teknolojidir.


Merkaba’ya göre yükseliş föngüsü ve dördüncü DNA katmanı frekanslarını aktive eden bir sonraki harmonik evrene geçişin bir sonucu olarak daha fazla dünya sakini Merkaba durumuna giriyor. Bu, gezegensel bedenin ve fiziksel bedenin, parçacıkların döndüğü açıyı kaydırarak daha az yoğun ışık durumlarına dönüştüğü anlamına gelir.


Merkaba alanları, Cinsiyet Yasasına dayalı elektromanyetik alan çiftleridir; bunlar, birbirine ters yönde dönen ve tamamen iç içe geçmiş erkek elektrik spiralleri ve dişi manyetik spirallerdir. Merkaba alanlarının ters yönde dönen spiralleri, tüm zaman çizelgesinde ve tüm zaman matrisindeki paralel evrenlerde var olan parçacık ve anti-parçacık katmanları arasında doğal enerji dolaşım sistemi olarak işlev görür ve Tanrılığa kadar uzanır. Merkaba Alanları, Kundalini yaşam gücü dalgaları gibi elektromanyetik akım frekanslarının tüm enerjileri dolaştırdığı ve böylece boyutlandırılmış tezahürün içine ve dışına hareket ettiği gerçek bilinç seyahat araçlarıdır.


Her bir kişinin, bilincin genişlemesi ve bedenlerde yaşam gücünün dolaşımı için kritik öneme sahip olan ve enerjik olarak dengeli ve sağlıklı olmaları için biyolojilerine bağlı olan erkek ve dişi enerjileri çalıştıran bir merkaba alanı vardır. Ruhsal Yükseliş sırasında erkek ve dişi prensiplerin birleşmesi ve merkaba aracının kademeli aktivasyonunun sonucu olarak, biyoloji, merkaba alanının ters dönen spirallerini inşa etme durumuna girme yeteneğine sahiptir.


Siz de merkaba alanınızı kullanmaya başlamak isterseniz seminerimize davetlisiniz.