İbrani takvimde 4 adet yılbaşı bulunur. Bunlardan biri doğaya ve çevreye özellikle de ağaçlara adanmıştır. Tu Bişvat ağaçların yılbaşısıdır. Moşe yaradanla yanan bir çalılık aracılığıyla konuşmuştu. Bu, bizlere doğada yaradanın olmadığı tek bir yer dahi olmadığını gösterir. İşte bu açıdan, tu Bişvat yaradanın doğadaki varlığını kutlamaktır. İbranice “Tu” (Tet-9, Vav-6) kelimesinin harflerinin gematriası 15’tir bu nedenle ağaçların yılbaşısı 1 Sevat’ta başlasa da 15 Şevat’taki dolunaya kadar kutlanmaz.
Tu Bişvat’ın orijini tapınak zamanına dayanır. Tapınak zamanında çiftçi ile çobanların gelirinin onda biri vergi olarak alınırdı. Bu vergilendirme ağaçların ürünleri için de geçerliydi. Ondalık vergiyi düzenlemek için belli bir tarih belirlenmeliydi böylece eski yıl bitimi ve yeni yıl başlangıcı belirlenmiş olacağından vergi alımının ne zaman başlayacagi da belirlenmiş olacaktı. Işte böylece Tu Bişvat doğmuş oldu.
Peki neden bir kış ayı seçilmişti? Çünkü bu tarihte İsrael’de yağmurun çoğu yağmış olur ve ağaçların kökleri bu suyla beslenip filizlenmeye başlamış olurlar.
Tu Bişvat’ın Şevat 1’de kutlanmama nedeni Şevat 15’teki dolunay ışığında kutlamaların daha kolay yapılabileceği olabilir. Diğer taraftan Tu Bişvat Ve Tu Be Av arası 6 aydır. Biri yaz ortasındaki enerjiyi temsil ederken bir gün de kış ortasındaki enerjilere ayrılmak istenmiş olabilir.
Bu dönemde yapılan ritüeller toprağın ritmi ile ilgilidir. Ritüellerden bir diğeri ağaç dikimidir. Rav Yohanan ben Zakkai, “Mesih’in geldiğini görseniz ve elinizde dikilecek bir fidan olsa önce fidanı dikeceksiniz sonra Mesih’i selamlayacaksınız” diyerek ağaç dikmenin önemini göstermiştir. Ağaç dikmenin önemi nedeniyle büyük küçük herkes bu günde ağaç dikerler, dikemeyenler ağaçlarla ilgili kurumlara bağışta bulunurlar.
Ritüellerden bir diğeri de sederdir. Sederin ilk yazılı versiyonunu 17.yy’da görüyoruz ancak 16.yy’da ilk kez kabalist- ler tarafından yapılmaya başlanmış ve günümüzde de popülerlik kazanmistir. Tu Bişvat sederinde Pesah sederindekine benzer semboller vardır. Örneğin renkleri beyazdan kırmızıya doğru değişen dört bardak şarap kutsanır. Renklerdeki değişim mevsimlerdeki değişimi temsil eder ve her biri tanrının 4 harfli ismindeki harfler- den birine denk gelir. Sederde 10 sefirayi temsil eden 10 farklı meyve yenmesine dikkat edilir.
Son 500 yılda Tu Bişvat kabala açısından çok büyük önem kazanmıştır çünkü sefiraların yayılım şemasına “hayat ağacı” denir. Sefiralar yaratımın güçlü veçheleridirler. Sefiralar akıl almaz, hayal edilemez olan Ein Sof’tan başlar ve insan idrakına uygun olan Malkuth’a doğru ilerlerler. Sefiralar bazen kökleri yukarı alemlere dalları bizlere uzanan bir ağaç olarak tasvir edilirler. Talmud 15 Şevat’a “ağacın yılbaşı” dediği için bunu hayat ağacındaki yaratım enerjilerinin de yenilendiği bir tarih olarak düşünebiliriz. Bu açıdan düşünürsek 15 Şevat tanrının da yılbaşısıdır. Nasıl ki biz Rosh haŞana’da tanrıya ihtiyaç duyuyorsak, bu günde de tanrının insanoğlunun iyi şeyler yaptığını görmeye ihtiyacı vardır.
Tu Bişvat Tora’da geçmeyen bir özel gündür. Hakkındaki en eski referans Talmud’daki “ağaçların yılbaşı” ifadesidir. 500 yıl önce kabalistler Tu Bişvat’ın yeni açılımlarını keşfettiler ve Tu Bişvat bugün kutladığımız gün halini aldı. Kabalistler Tu B’şvat’ta yenen meyvelerin Adam ve Eva’nın işlediği suçun kozmik onarımı olduğunu söylerler. Peki bu onarım nasıl gerçekleşmekte?
Yaradan Adam ve Eva’yi Eden bahçesine yerleştirmişti ve yalnızca bir ağacın meyvesini yemeleri yasaklanmıştı. Bizler sederde meyve yiyerek yaradanın kendi arzusu ve ihsanıyla bize verilen meyveleri yiyerek arada bir şükran bağı kurmaktayız. Bu durumda bir meyve yalnızca bir meyve değil, o rabbin bizi kutsayışıdır çünkü meyvenin ağaçtan değil yaradandan geldiğinin bilincindeyizdir.
Tu Bişvat’ta 30 farklı meyve yenir. Bu meyveler 10 meyveden oluşan 3 gruba ayrılır. Birincisi portakal gibi yenmez kabuklu meyvelerden oluşur ve asiya alemi ile bağlantılıdır, ikinci grup zeytin gibi yenmez çekirdekli meyvelerden oluşur ve yetzira alemi ile bağlantılıdır, üçüncü grup ise tamamen yenebilen meyvelerden oluşur ve beriya alemi ile bağlantılıdır.
Kabalada varlık bir kötülük veya bir lanet olarak görülmez. Bu nedenle Magen David de yerleri ve gökleri temsil eden iki üçgenden oluşur. Meyveler ve spiritüel alem arasındaki bağ da işte bu düşünceden gelir. Tu Bişvat’ın mesajı etrafımızdaki fiziksel dünyayı yaradanin hediyesi gibi görmek ve fiziksel dünyanın ve nimetlerin tadını çıkarmakla ilgilidir. Etrafımızdaki maddelerin de yaradanla dolu olduğunu kabul ederek onun varlığı ve birliğinin her şeyde olduğunu idrak etmiş oluruz. Herkese mutlu bir Tu Bişvat dilerim!