Şofar So Good

“EVET, O GÜN BÜYÜK BİR BORU ÇALINACAK; 

ASUR’DA YİTENLERLE MISIR’A SÜRGÜN EDİLENLER 

GELİP KUTSAL DAĞDA, YERUŞALAYİM’DE RAB’BE TAPINACAKLAR.” 

İbrani takvim Elul ayı ile biter. Sonrasında gelen Roş haŞana takvimde bir yılın bitişini ya da bir veya iki günü değil aslında Tişri ayını işaretler çünkü Roş haŞana ile birlikte önümüzde yeni bir dönem açılır. Yeni döneme son hazırlıklar Elul ayında yapılır. Bu ayda geçmiş yılın muhasebesini yaparak daha iyi bir versiyonumuza ulaşma ümidini taşırız çünkü Elul yargı ve merhamet prensiplerine daha yüksek bir dereceden tabi olduğumuz ve yargılanmak üzere “sahadaki kralın” huzurunda bulunduğumuz dönemdir. Bu dönemdeki diğer hazırlıkları şimdilik bir kenara koyalım ve İbrani kültürde ve ezoterizmde çok önemli bir yere sahip olan şofar sembolizminden bahsedelim. 

Şofarın üflenmesi, kral odaya girince kralın gelişini orada bulunanlara haber vermek için trompet çalınması gibidir yani Elul’de yargı zamanının gelip çattığını bize şofar sesi hatırlatır. İbrani kültürde şofar sesinin birçok kullanım amacı olmakla birlikte başlıcaları bir ritüeli yerine getirmek, işaret vermek (alarm) veya müzikal bir ses oluşturmaktır. Litürji bakımından bazı anlamlar ise şunlardır, yaratımın başlangıcını işaretlemek, teşuvaya çağrı, Tora’nın verilişini anmak, büyük şofarın çalınacağı günü hatırlatmak. Kabaca, şofar teknik olarak 2-3 perdeli bir aerofon olup bir yayın aracıdır. O, dünyanın bilinen en eski, halen kullanılan ve ilk formunu koruyabilmiş tek müzik enstrümanıdır. 

Etimoloji bakımından eski ya da dini metinlerden bildiğimiz birçok bilgi olsa da genel kanı şofar kelimesinin Asur dilindeki yabani keçi anlamına gelen şapparu kelimesinden geldiği yönündedir. 2. Dünya Savaşı öncesindeki Avrupa şofarlarının neredeyse tamamının evcil keçi boynuzundan yapılmış olduğu ve şofarın günümüzdeki kullanımı düşünülürse, etimolojinin verdigi bilgi de eklenerek şofarların caprinae alt familyasında yer alan hayvanların boynuzundan yapılabileceği söylenebilir. Buna ek olarak, şofar kelimesinin İbranice kökünden türetilmiş diğer kelimeler, bebek Moşe (Hz.Musa) ve ebe Şifra anlatımı, Tora’da ilk müzikal enstrümanların atfedildiği isim olan Yuval (Bereşit 4:21) ve yine Yuval kelimesi ile aynı kökten gelen diğer kelimeler birlikte değerlendirildiğinde tüm bu bilgiler bize şofarın hatta müziğin mahiyeti, anlamı ve işlevi hakkında temel ve önemli bilgiler vereceklerdir. Dolayısıyla bu bilgiler ışığında, bir şofarın hangi hayvanların boynuzundan yapılabileceği, neye şofar denebileceği, ne zaman üfleneceği, kimlerin üfleyebileceği, işlevi ve nasıl çalınacağı konusunda genellikle bir fikir birliği vardır denebilir. 

Şofar 4 ses ile çalınır. Bu sesler coğrafyadan coğrafyaya kültürden kültüre değişebilir hatta birbirine çok yakın yerlerde dahi farklı yorumlar duymak mümkündür. Fakat değişmeyen şey şu 4 temel sestir: 

1. Tekiah: Devamlı ve uzun bir sestir. 

2. Şevarim: 3 ayrı kesik sesten oluşan bir sestir. 

3. Teruah: 9 kısa kesik sesten oluşan bir sestir. 

4. Tekiah: Tekrar başa dönülür. 

Şofar sesi Yesod sefirasi ile ilgilidir ve konsept bakımından lunar bir sestir. Yesod sefirasi Ay ile temsil edilir. 

Ay kabalistik astrolojide dürtülerimiz ve bizi kötülüğe itebilecek zorlu enerjilerdir. Şofar sesi bu eğilimlerimizin farkına varmamız gerektiğini hatırlatır ve enerjisel olarak kabalistik hayat ağacındaki ikinci üçgen Beriya’yı (Hesed- Tiferet-Gevura) aktive ederek bizi bu eğilimlerin yaratacağı etkilerden korur ve destekler. İkinci üçgenin aktive olması ile kendi kendimizi sabote etmekten ve başkalarına zarar vermekten korunmuş oluruz çünkü ikinci üçgen bizi astral ve transitten tetik alarak kötü karma yaratmaktan korur. Bu sayede de saflık, temizlik ve mistik birliğe daha çok yaklaşırız. 

Kabalistik ritüelleri akademik açıdan inceleyen ilk kişi olan filozof ve tarihçi Gershom Scholem, şofarla ilgili kabalistik aktarımların dinamiklerini açıklarken eril-dişil dualitesini ve bunların uyumunu da dikkate alır. Bu açıdan bakıldığında şofarı boş bir kap yani dişil prensip olarak düşünmek mümkündür, bu bakımdan şofar dişil karakterdeki “kozmik rahim” Bina sefirasına aittir. Kutsal rahim, döllendiğinde eril karakter kazanır. Boş bir kap olan olan şofara nefes üflemekle ateş, hava ve su elementlerini kaba aktararak ona fallik özellik yani ses üretebilme özelliği veririz. Dişil prensip Bina sefirası, Hesed, Gevura ve Tiferet sefiralarının elemental özelliklerine yayılırken su, ateş ve havaya şofar sesi ile geçiş sağlar. Tüm bunları kapsayan Tiferet, sofarın sesidir ve aynı zamanda Yaakov avinunun (Hz. Yakup) sesidir. Tiferet ateş ve su arasında denge kuran yani ateş ve sudan oluşan havadır (sıcak ve nemli). Bu üç element birleşerek sesi oluştururlar ve üç element seste varlık bulur. Nefesten ses doğar ve Bina Tiferet’ten eril prensip biçiminde merhamet olarak yansır. Elbette ki merhametsiz bir yargı eksik olacaktır. Şu halde Elul ayının işareti olan Başak yargı ve Başak’ın polaritesi olan Balık da merhamettir. Bu noktada iki önemli figür hemen aklımızda belirmelidir; Avram avinu (Hz. İbrahim) ve oğlu Yitshak. 

Pirke de Rabbi Eliezer’e göre iki şofar vardır. Küçük ve büyük şofar. Küçük şofar Morya Dağı’nda Avram ve oğlu Yitshak’a kurban edilmek üzere tanrı tarafından gönderilen koçun” sol boynuzunu temsil eder ve bu küçük olan boynuz Sina Dağı’nda çalınmıştır. Daha büyük olan sağ boynuz ise (Bina) Olam haBa’da (gelecek dünyada, düzende), günlerin sonunda üflenecektir. Burada önemli bir bilgiyi de vermek gerekir eski kaynaklarda Yitshak’ın kurban edilmesi teması kurban ifadesi ile değil akeda kelimesi ile verilir yani Yitshak’ın “bağlanması”. Bu öyküyü farklı açılardan okumak mümkündür, bir yönüyle ele aldığımızda Avram eril prensip merhametin, Yitshak da dişil prensip yargının kişileşmiş biçimidir. Bağlanan Yitshak ile anlatılmak istenen merhametin yargıya galip gelmesidir. Bir yoruma göre, bu dualite sırasıyla koç boynuzu ve keçi boynuzuna tekabül eder ve bugün çoğunlukla koç boy- nuzunun tercih edilme nedeni budur. 

Bir başka galibiyet anlatımı yine Gershom Scholem’in “diğer güçlere karşı elde edilen galibiyet ifadesi ile uyum gösterir. Midraş’a göre Samael Avram’a verilen koçun boynuzlarını “iki ağaç arasına sıkıştırır yani onu saflık ve temizlikten uzaklaştırmaya çalışır fakat Avram galip gelir. Burada Avram yine merhamet prensibi ve Samael de yargı prensibidir. 

Tüm bu anlatımlarla birlikte boynuz ritüellerinin kötücül güçlerle mücadeleyi ifade ettiğini anlamaktayız. Şofar sesi aslında bir yönüyle kötücül güçlerin de kralla birlikte “sahaya inmesini sağlayarak onlarla bir av-avcı oyunu gerçekleştirmek üzere kötücüllere yapılan bir açık çağrı ve avın başladığını belirten bir işarettir. Oyun sonunda heteroerotik biçimde birleşen kötücüllerin gücü yine şofar sesi ile kırılır ve saflaşıp temizlenilerek onlara galip gelinir. 

Şofar sesi, arzularımızı tanrının arzularına ve bizi de tanrıya yaklaştırır. Saflaşıp temizleşerek gelişmek, üst versiyonumuza ulaşmak ve daha iyi yaşamaya çalışmak için Roş haşana tüm İnsanlığa verilen bir armağandır ve içinde tanrının nefesini taşıyan herkese yaratımı ve ruh köküne dönüşü hatırlatır.  

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir