18 Ocak Kar Yeni Ayı

18 Ocak’ta, yılın ilk yeni ayını toprak elementinin öncü burcu olan Oğlak’ta deneyimleyeceğiz. Yeni aylar yeni başlangıçlara işaret eder, Oğlak burcu ise inşa etmeyi, yapılandırmayı, kurumsallığı, sorumluluk almayı ve uzun vadeli hedefleri somut bir zemine oturtmayı temsil eder. Bu yeni lunasyon durağı, dağınık kalan alanları disipline etmek, daha sağlam ve sürdürülebilir bir düzen oluşturmak ve geleceğe yönelik planları ciddiyetle ele almak için güçlü bir başlangıç potansiyeli olma özelliği taşır.

Ankara merkezli ve 22:51 saati esas alınarak çıkarılan haritaya göre yeni ay Oğlak burcunun 28° 43′ derecesinde gerçekleşecektir. Yükselen 29° 04′ Başak burcunda. Ay, asaletler bakımından zararda bulunduğu Oğlak burcunun son derecelerinde yer almaktadır. Ay’ın yönettiği Yengeç burcunda retro hareketini sürdüren Jüpiter, yeni aya karşıt açı yapmaktadır. Merkür ve Mars, Oğlak burcunda konumlanarak yeni aya eşlik etmektedir. Uranus ile Neptün–Satürn kavuşumu ise yeni aya uyumlu açılar oluştururken, Chiron hem yeni aya hem de Jüpiter’e kare açı yapmaktadır.

Ay’ın yerleşimi nedeniyle duygusal ihtiyaçlar geri planda olabilir. Jüpiter’in Yengeç’te, Ay tarafından yönetilen bir burçta ve retro harekette olması, büyüme ve genişleme temasının içe dönük, korumacı ve geçmişi referans alarak çalıştığını gösterir. Bu yeni ay sürecinde, geçmişe daha bilinçli biçimde dönerek oradan çıkarılan dersleri masamıza taşıyabiliriz.

Yeni aya Merkür ve Mars kavuşumu eşlik ediyor. Zihnimizde yeni fikirler belirebilir, yeni başlangıçlara dair kararlar alınabilir ve bu kararlara dair uzun vadede geri dönüşü olacak ve kalıcı adımlar ve imzalar atılabilir. Merkür yeni aydan 1 gün sonra ve Mars ise 5 gün sonra burç değiştirerek Kova burcuna geçecekler ve Venüs ve Plüton ile bir stelyum oluşturacaklar. Ayrıca yükselen Başak burcunun son derecesinde. Bu yerleşimler yaşamımızı uzun vadeli olarak değiştirip dönüştürecek bir değer yaratmamız gerektiğini söylemekte. Yeni Ay aynı zamanda Mars’ın yüçelim derecesinde gerçekleşmekte. 26 Ocak’ta Neptün, 14 Şubat’ta Satürn Koç burcuna geçecekler. Bu da yeni ayı oldukça Marşiyen bir hale getiriyor. Bu süreç de bize kararlı ve süregen eylemler almamızda, gelecek odaklı kararlarımızı disipline etmede yardımcı olabilir. Buradaki uyarı hızlı karar vermemekle, planlı olmayan ve özellikle de aşırı iyimserliğe veya abartıya kaçan davranışlarda bulunmamakla ilgilidir. Merkür erken Şubat’ta, Mars ise Mart ortasında yeniden görünür hâle gelecek. Bu durum, yeni ay sürecinde aldığımız kararların hemen açık şekilde ortaya çıkmayabileceğini, perde arkasında işleyip veya bizim tarafımızdan perde arkasında işletilip sonuçlarını Şubat ve Mart aylarında göstermeye başlayabileceğini işaret edebilir.

Ülkemiz açısından bakılacak olursa diplomasi, ortaklıklar ve anlaşmalar için yeni başlangıçlar ile vatani konular, toprak sahipliği, servet birikimi, gayrimenkul, kurumsal köklü yapılara dair konular görünür hale gelebilir. Merkür ve Mars’ın konumu, bu süreçte kararların planlı ve stratejik bir şekilde alınması gerektiğini gösteriyor. Öte yandan, Jüpiter’in Yengeç’te retro pozisyonda ve karşıt konumda olması, adımların sonuçlarının hemen netleşmeyebileceğini veya atılan adımların halk nezdinde karşılık bulamayacağını gösterebilir. Belirtildiği gibi Merkür ve Venüs Yeni aydan kısa süre sonra burç değiştirecek ve Kova burcundaki Venüs ve Plüton’a katılacaklar. Yeni aya uyumlu açıda bulunan Uranus de 4 Şubat’ta Boğa’daki düz hareketine başlayacak. Boğa burcunu yöneten Venüs de Şubat ayında görünür olacak. Bu iki gezegen arasındaki karşılıklı ağırlama özellikle bankacılık ve finans açısından yeni regülasyonları ve reformları işaret edebilir. Yeni aya sekstil açıda bulunan stelyum yöneticisi Satürn’ün konumu ve yine burç değiştireceği göz önünde tutulursa ithalat-ihracat ve eğitim öğretim konusunda bir takım yeniliklerin de açığa çıkacağını gösterebilir.

Bu yeni ay aynı zamanda çocuklar, yaşlılar, nesilden nesile aktarılan sorumluluk ve yapılarla ilgilidir. Uranus’un konumu bize bu konularla ilgili özgürleşme ve ileriye taşıma konusunda destek sağlıyor. Ayrıca yeni ayın yine Plüton’a yakın konumu ve Jüpiter’in stelyumun konsantre enerjisini sınaması nesiller arası miras ve aktarımların gündeme geleceğinin bir işareti olabilir.

Yeni ay haritası toprak elementi ve öncü nitelik ağırlıklıdır. Haritasında toprak elementi eksik olanlar yeni ayın etkilerini hissetmekte zorlanabilirler. Koç Yengeç Terazi Oğlak burçları yaşamlarında gözle görülür ve kalıcı olacak başlangıçları gözlemleyebilirler. Boğa, Başak, Akrep ve Balık burçları bu Yeni aydan oldukça olumlu etkiler alacaklar. Aslan ve İkizler burçları için bazı ani gelişen durumlar söz konusu iken Yay ve Kova burçları ise daha az etkilendiklerini hissedebilirler. Özellikle Boğa, Başak ve Oğlak burçları yeni ayın etkisini tam olarak hissedebilirler. Öncü burçların 26-29 derecelerinde gezegen ve ışık yerleşimleri olanlar bu yeni ayın etkilerini daha fazla gözlemleyebilirler. Hala yeni yılla ilgili gözle görülür planlar yapmadıysanız mind mapler için harika bir zaman dilimindeyiz.

Oğlak ve Alma-Verme

Kabalada spiritüel gelişimin dört evresi vardır:

  1. Almak için almak, י harfine tekabül eder
  2. Almak için vermek, ה harfine tekabül eder
  3. Vermek için vermek, ו harfine tekabül eder
  4. Vermek için almak, ה harfine tekabül eder

Bu dört aşamanın her biri zodyakal planda sırasıyla Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak burçlarına tekabül eder.

  1. Almak için almak

Alma arzusu doğamızın son derece mutlak bir parçasıdır. Alma arzumuz her işin başıdır. Bizler özellikle maksatlı olarak içimizde alma arzusu olacak şekilde yaratıldık ve gmar tikuna yani düzeltmenin sonuna ulaşarak ruhunun tekrar bedenlenmesini istemeyen insanlar olarak bizler bu arzumuzu en mükemmel biçimine dönüştürme görevi ile donatıldık. Spiritüel gelişimin yanı almanın bu ilk evresinde sadece kendimizi düşünür ve kendi kişisel arzularımızı tatmin etmenin peşine düşeriz. Bu durum bize zodyakal çemberdeki ilk burç olan Koç bilincini anlatmaktadır.

Koç burcunda kendine odaklılık ve benmerkezcilik vardır çünkü o henüz çok tecrübesizdir. Tıpkı bir yenidoğan gibi algısı kendi bedeni ve kendi bedensel ihtiyaçları ile ilgilidir ve yavaş yavaş bedeninin ve dünyasal yaşamın farkına varmaktadır. Bu nedenle Koç “ben” bilincidir.

Koç bilincindeki bir insan stabil olmayan bir enerji taşır çünkü bu ilk dönem, bedenin kendi başına var olmayı öğrenmesi gereken bir dönemdir dolayısıyla bireysellik taşır ve bir yaşama tutunma durumu söz konusudur, yani Koç yaşamak için mücadele vermektedir ve hayatta kalmak için her yol mübahtır İşte Mars enerjisi de tam olarak budur. Mars, hayata tutunmak için bir nevi savaşma enerjisini içerir, dolayısıyla o yaşam gücü ve yaşam enerjisidir denebilir. Yaşam enerjisinin temelinde de alma arzusu bulunur. Kendisi icin alma arzusu empati kurma ya da başkalarıyla anlaşmanın önünde bir engel olmamalıdır.

  1. Almak için vermek

Spiritüel gelişimin bu safhası yalnız kendini sevmekle diğerlerini sevmek arasındaki geçiş evresidir. Bu evrede kişi spiritüel alemin fakındadır ve başkalarına verebilmektedir fakat bu vermenin ardındaki motivasyon diğerlerini koşulsuz sevebiliyor olmak değildir henüz. Vermenin ardındaki düşünce karşılığında bir şeyler alabilme düşüncesidir. Bu evrede vermek almak içindir. Bu durum bize Yengeç bilincini anlatmaktadır.

Yengeç dönemi bir bebek için ailenin farkına varıldığı, güvenliğin, korumanın duygusal olarak deneyimlendiği dönem olarak düşünülebilir. Dolayısıyla bebek tanıma ve taklit yoluyla ailesine karşı bir bakış açısı oluşturma aşamasındadır diyebiliriz ve ilgi görmek, istediğini alabilmek için ailenin duygusal yapısını taklit etmeye başlayacaktır.

Yengeç alıngandır, ilgi bekler ve sevildiğini ve değerini görmek ister. Zaten kendisi de şefkatli, naif, merhametlidir ve bu nedenle kendisine de böyle davranılmasını ister. Yengeç besleyici ve anaçtır. Bazen duygu sömürüsü yaparak bazen de vererek istediklerini elde edebilir. Bu kişinin bu yaşamda bağımsız olmayı öğrenmesi gerekir. Aşırı korumacılığından kaynaklı karşısındakine daima vererek onu kendisine bağımlı hale getirebilir.

Bir haritada Yengeç’in girdiği yerlerde kişilere özgüven aşılamak lazımdır. Yengeçlerin bağımlılık, kendilerine acıma ve aşırı sevgi isteklerinden sıyrılması gereklidir ki verirken bir alma amacı gütmesinler.

  1. Vermek için vermek

Bu safha sadece vermek niyetiyle vermeyi ifade eder. Vermenin ardında saf sevgi vardır. Vermenin ardında ne bu dünyada ne “olam ha ba”da bir şeyler elde etme motivasyonu yoktur. Bilgeler bu seviyeye tıkun yanı onarım seviyesi derler. Buna rağmen bu son safha değildir çünkü bizler yaradanın neşe ve memnuniyet dolu tüm hediyelerini almak için yaratıldık. Yine de bu aşama tanrının iyiliğini en yüksek mertebeden deneyimlediğimiz son aşama için gereklidir. Bu üçüncü safha Terazi safhasıdır.

İkili ilişkiler, partner, eş, ortaklıklar ve bize ayna olan kişiler yakın ilişki kapsamına girer. Paylaşım yaptığımız ve bire bir ilişki içinde olduğumuz her durum Terazi evresi tarafından sembolize edilir.

Kişi yavaş yavaş 7.evle birlikte hayatın gerçekleriyle karşılaşmaya başlar çünkü karşısında kendisine denk bir pozisyon bulunmakta ve artık eleştirileri buradan almaktadır, kişi çoktan ailesinin sevilen biricik çocuğu olma durumundan uzaklaşmıştır. Terazi bazı yüzleşmeler ve kaybetme korkusu yaşar. Bu yüzden karşı tarafı elde edebilmek için Koç benliği ile yani kendi olmakla, partnerin istediği gibi olma arasında gelgitler yaşar. Terazi’nin en büyük denge sarsılmaları kaba tabirle buralardan başlar. Kişi ilk defa kendi yansımasını seyretmeye başlar. Ağırlıklı olarak bu evre kişinin kendisinde eksik olana yöneldiği evredir. Bazen Terazi enerjisi, “ben” demeyi bırakıp karşıya odaklanabilir ve ardını düşünmeden verdikçe verebilir. Terazi kendi özvarlığını ortaya koymalıdır. Aksi halde benliği karşı tarafın benliğinde eriyebilir. Terazi’nin hayattan ve insanlardan beklentilerini gerçekçi bir seviyeye çekmesi gereklidir.

  1. Vermek için almak

Bir ikincil düşünce gütmeden, sadece verme niyetiyle vermeyi öğrenmek vermek için almayı öğenmenin önkoşuludur. Bu safhada iki şey gerçekleşir; yaradanın iyiliğinin verdiği tatmini hissederiz ve yaradanın verdiklerini kendi alma arzumuzu beslemek için değil yaradanın bizlere verme arzusunu yerine getirebilmesi için kabul ederiz. Yani yaradanı mutlu etmek için. Bu aşamada alma arzumuz yaradanın ihsan etme arzusu ile hizalanır ve yaradanın sonsuz ihsan etme arzusundan faydalanırız ki zaten bu da matarat habriya, yaratılma amacımızdır. Bu oğlak bilincine tekabül eder.

Oglak evresinde kişi yasam amacını anlamıştır ve ne için reenkarne olduysa onu gerçekleştirmeye çalışır. Tabi ki bu efor Satürnyen bir efordur yani Oğlak, tırnaklarıyla kazıyan bir yapıdır. Oğlak evresine ulaşmış kişi belli bir yasa gelmiş, olgunluğa ulaşmış deneyimli bir insanı temsil eder. Oğlak’ta kendi çıkarına ve yalnızca kendi güvenliği için çalışma hırsı bitmiştir. Bu yüzden Oğlak, çok emek verir ve maddeyi en iyi şekilde, en tepede kullanmanın peşindedir. Oğlak sistemdir, sistemin omurgasıdır, sistemden nasıl fayda sağlanacağını bilendir. Statü arzusu ve organizasyon yeteneği çoktur. Hedeflerine ağır ve sağlam adımlarla yönelir ve bunun için de elinden gelen her şeyi yaparlar. Oğlak için maddi güvence önemlidir ve dişiyle tırnağıyla zaman içerisinde istediği pozisyona gelir. Oğlak yaradanın verdiklerini onun mutlu etmek icin almayı en iyi bilen burçtur.

Son aşamaya gelip gelmediğimizi nasıl anlarız? Eğer bir Oğlak gibi emeklerimizin karşılığını başkaları için değil yaradanın mutluluğu için istiyorsak bu son aşamaya gelmişizdir.

Melekler ve İsimleri

Felsefede etkili neden ve nihai amaç denen iki konsept vardır. Etkili neden varlığı ortaya çıkaran şeydir, nihai amaç da varlığın amacıdır. Evrendeki her şeyin etkili nedeni yaradandır ve biz bunun böyle olduğunu biliyorsak ikinci aşama bazı yaratılmışların niçin yaratıldığını kavramaktır. Her varlığın bir görevi vardır. Örneğin hayat ağacındaki sefiralarda sefiraların doğasına uygun varlıklar bulunur ve melekler bir anlamda sefiranın doğasını denetlerler. Bu nedenle insan tekamülünde daha yüksek mertebelere çıkabilirken melekler evrende düzeni sürdürebilmek için aynı mertebede kalırlar. Zaten düzeni sürdürebilmek her varlığın nihai amacıdır. Hiçbir varlık şans eseri yaratılmış değildir.

Evrende bulunan bazı varlıklar şöyledir:

  1. Gezegensel varlıklar: Bir gezegenin majikal ve astrolojik veçhelerini taşıyan varlıklar veya ruhlar. Örneğin Venüs’ün gezegensel varlıkları aşk ve arkadaşlıkta bizlere yardımcı olurken, zihinsel konularda Merkür’ün gezegensel ruhları bizlere yardımcı olacaktır. Gezegensel zeka çok güçlüdür ve bu varlıklar aynı anda birden fazla görevi yerine getirebilirler.
  2. Elemental varlıklar: Bu varlıklar birçok etki alanı olan gezegensel ruhlardan farklı olarak tek bir konuda uzmandırlar. Bu zayıflık gibi görülmemelidir, bu varlıklar görevlerini yerine çok hızlı ve verimli bir biçimde getirirler. Bazı elementaller şunlardır; toprak elementi için cinler, hava elementi için hava perileri, ateş elementi için semenderler ve su elementi için su perileri.
  3. Demonik varlıklar: Kontrol etmesi en zor varlıklardır çünkü doğaları itibari ile majisyenin zıttıdırlar. Bu nedenle çalışmaların başında yanlış bilgi ve zayıf sonuçlar alma potansiyeli yüksektir.
  4. Goetik varlıklar: Goetik varlıklar doğasında demonik değildir. Örneğin Astaroth Astarte’den gelmektedir ve tarih boyunca bir medeniyetin tanrısı diğeri için demon olagelmiştir. Goetik varlıklar için de bu durum geçerlidir ve bu durum onlarla şifa da çalışılabileceğini gösterir.
  5. Tanrısal formlar: Çok yüksek bir güç açığa çıkaran varlıklardır, örneğin Mısır ruhları ile çalışmak çok zordur. Onlarla çalışmanın en güvenli yollarından biri invokas- yondur böylece kısıtlı ve kontrol edilebilir bir miktarda enerji açığa çıkar.
  6. Arketipal imge: Kolektif düşünce süreçleri üzerinden isteyerek veya istemeyerek yaratılan her varliğa arketipal imge denir.
  7. Astral varlıklar: Astral planda yaşayan ve akaşik kayıtlara ulaşabilen varlıklardır. Bu nedenle birbirini taklit edebildiklerinden tecrübe eksikliğinde birbiri ile karıştırılabilirler.
  8. Anjelik varlıklar: Yaradanın çeşitli görevler atadığı varlıklardır. Kontrol alanlarında çok güçlü enerjiler açığa çıkarırlar. Melekleri anlamak için hayat ağacındaki sefiralarla ilişkilerini öğrenmek önemlidir.

Keter sefirası Uranus ile ilişkilidir. Bu sefiranın baş meleği Metatron’dur. Keter melekleri ile zihinsel ve entelektüel konular üzerinde çalışılır. Hohma sefirası Neptün ile ilgilidir ve bas meleği Raziel’dir.

Hohma sefirası Neptün ile ilişkilidir. Bu sefiranın baş meleği Raziel’dir. Hohma melekleri ile durugörü, duruişiti gibi pşisik yetenekleri arttırmak için çalışılır.

Binah sefirası Satürn ile ilişkilidir. Bu sefiranın baş meleği Tsafkiel’dir. Yıkım, yok etme, ölüm, sınırlamalar ile ilişkilidir ancak pozitif yönü ile hastalıkları yok edebildiği, kötü alışkanlıkları öldürebildiği ve bazı kötücül etkileri de sınırlandırabildiği göz önünde tutulursa bu sefiranın işlevi daha doğru anlaşılır. Bu sefira ile örneğin okültizm veya uzak geçmiş zaman ile ilgili bazı gizli gerçekleri öğrenmek için çalışılır.

Hesed Jüpiter ile ilişkilidir ve bas meleği Tsadkiel’dir. Hesed melekleri ile zenginlik ve maddi zevk elde etme amacı ile çalışılır.

Gevurah sefirası Mars ile ilişkilidir ve sefiranın baş meleği Kamael’dir. Gevurah sefirası melekleriyle yaşama sevinci ve cesaret elde etme amacıyla çalışılır.

Tiferet sefirası Güneş ile ilişkilidir ve bas meleği Raphael’dir. Tiferet sefirası melekleriyle yaşamda sağlık, para, bilgelik vs. aracılığıyla uyum yakalamak için çalışılır.

Netzah sefirası Venüs ile ilişkilidir. Sefiranın baş meleği Haniel’dir. Netzah melekleri ile aşk, doğurganlık, arkadaşlık, yaratıcılık elde etme amacı ile çalışılır.

Hod sefirası Merkür ile ilgilidir. Sefiranın baş meleği Mikael’dir. Bu sefiranın melekleri ile öğrenmek istenen şeyde kolaylık elde etmek için çalışılır.

Yesod sefirası Ay ile ilgilidir ve sefiranın baş meleği Gabriel’dir. Bu sefiranın melekleri ile rüyalar, kehanet ve tezahür öğrenmek için çalışılır.

Malkut sefirası Dünya ile ilgilidir. Sefiranın baş meleği Sandalfon’dur. Bu sefiranın güçleri elemental varlıklara benzerler.

Peki meleklerin ismi nereden gelir? Gelin adım adım görelim…

Meleklerin isimlerini Tora yoluyla elde ederiz, isimlerin kökü tamamiyle Tora’dır. İsimleri elde etmek için izlenen metod şudur:

  • Çıkış’ın 14. bolümünün 19. , 20. ve 21. pasukları 72’şer harften oluşur.
  • Bu pasuklar üst üste konursa 72 sütundan oluşan 3’erli sıralar elde ederiz.
  • Pasuklardan 19. pasuk sağdan sola, 20. pasuk soldan sağa, 21. pasuk yine sağdan sola yazılır.
  • Ortaya bir isimler tablosu çıkar:

Bu tablodaki trigrammaton isimler yaradanın 72 ismidir. 72 ismin sonuna -ya veya -el takısı getirilerek melek isimleri elde edilmiş olur.

Kabalistik Astrolojide Tevet Ayı

Tevet İbrani takvimdeki onuncu aydır ve Satürn yönetimindedir. Satürn Bet harfi ve Oğlak da Ayin harfi tarafından oluşturulmuştur.

Tevet kabaladaki negatif aylardan biridir ancak bu negatifliği kelimenin literal anlamı ile karşılamamak lazımdır. Bizlerin negatif aylarda yalnızca daha çok çaba göstermesi gerekir ve elbette çabamız oranında da yaradana bağlanırız.

Satürn İbranice’de Sabtay olarak okunur ve Şin – Bet – Hey kökünden gelir. Bu kökten çalışmayı durdurma, grev gibi inaktivite belirten kelimeler türemiştir dolayısıyla Satürn durgunluğu temsil eder. Bu nedenle bu ayda durağan olmamız kötülüğe yer açar denir.

Pozitif yönüyle Satürn yine aynı kökten gelen Şabat ile bağlantılıdır. Şabat’ta dünyevi işlerimizi bir kenara koyar ve metafizik aleme yönelerek tefekkür ederiz.

Tevet ayında ayrıca nazar, kötü göz gibi kötü enerjilerin üstesinden gelmemiz gerekir ve arınma çalışmaları ya- parız. Eğer bu ayda alanımızı arındırmazsak üzerimizdeki kötü enerjiler yıl boyu bize baskın gelirler. Bu ayın harfi Ayin İbranice’de göz anlamına gelmektedir.

Tevet bir öfke ayıdır. Bu ayda öfkemizi tetikleyen konular tezahür edebilir. Tekamülümüz tam da öfke kontrolü üzerinedir. Bu ay büyüme ve olgunluk ayıdır. Öfke ile ilgili yıl boyu sürdüreceğimiz spiritüel disiplinimizin temelleri bu ayda atılır. Bu ayda egzersizimizi yapmazsak yıl içinde öfke patlaması yaşayarak bir şeyleri elimizden kaçırma veya kaybetme ihtimalimiz artmış olur.

Tevet Oğlak burcu ile ilişkilidir. Bu ay Oğlak gibi sıçrama ayıdır. Ne yöne sıçrayacağımızı olgunluk seviyemiz ve “geçen yıl beni öfkelendiren şeyler bu sene de beni öfkelendirmeye devam ediyor mu?” sorusuna verdiğimiz cevap belirler. İbranicede kızgınlık anlamına gelen rogez kelimesinin gematriası gevura sefirasının gematriasına eşittir, buradan öfkeyi kutsallıkla düzeltmemiz, ortadan kaldırmamız gerektiğini anlamaktayız.

Tevet’in bir sembolü de sembolü keçidir. Keçi sembolünü Yosef (Hz.Yusuf) hikayesinde görmekteyiz. Kardeşleri babası Yaakov’u oğlu Yosef’in öldüğüne inandırmak için ona Yosef’in keçi kanına bulanmış gömleğini koklatırlar. Tevet ayı bu hikayeden ötürü bize birşeylere inanıp hüküm vermekte acele etmemizi ve sabretmemiz gerektiğini öğütler.

Tevet ayı astrolojik olarak Murphy kanunlarının çalıştığı bir aydır. Bu ayda bir şeyin kötü gitme ihtimali varsa yüksek ihtimalle kötü gidecektir. Bu ayda barışçıl olmayan uluslar mutlaka büyük siyasi hatalar yaparlar. Bu ayda işler biraz kontrol dışıdır bu nedenle bu ayda astrolojiyi olacakları tahmin ve kontrol etmek için kullanmak hoş görülmeyen bir davranış sayılır zira astroloji kesin ve sabit bir geleceği değil potansiyelleri gösterir.

Tevet her ne kadar negatif bir ay olsa da bu illa ki başımız derde girecek anlamına gelmez. Kötü şeylere kapı açmak onların hayatımızdaki tezahürünü kolaylaştırır. Tora ve kabala rehberliği dışındaki davranışlarımız bu negatif zamanlarda yaşamımızda kötü sonuçlara yol açacaktır. Eğer bu ayda kötülükle karşılaşırsak bu yaradan öyle istediği için değil kötülüğün gelişinden kaçınacak kadar dikkatli olmadığımız içindir.

Oğlak toprak burcudur ve Oğlaklar davranışlarında yavaş ve ağırdırlar. Genellikle konuşkan değillerdir. Meşgul bir sosyal yaşama sahip olmaktansa kendi kendilerinin arkadaşı olmayı tercih ederler. Fiziksel aleme düşkünlerdir, alma arzusunu temsil ederler.

Erken yaşlarda sorumluluk almaları gerektiğini düşünürler, yetişkinliğe erken geçip gençlik hayallerini terk edebilirler. Ciddilerdir, kendilerini açmazlar. Oğlaklar her şeyin tırnaklarla kazanılması gerektiğini düşünürler, bakış açıları maddeci ve katı yürekli olabilir.

Sefer Yetzira’ya göre Satürn’ün içsel spiritüel enerjisi kuru ve soğuktur. Bu nedenle Oğlaklar sevgi alıp verme alanında zorluk yaşayabilirler. Oğlaklar Zodyak’ın en materyalistik burcudur. Zaman ve para onlar için önemli iki kavramdır. Çok çalışırlar ve bu çalışmaları sonucunda elde ettiklerine tutunurlar. Sahibi olduğu şeyleri ve alanını korumayı severler. Hak etmediği şeyleri istediğini düşün- dükleri insanlara sempati beslemezler.

Oğlak MC noktasıdır. Bulundukları noktanın avantajı yaşamın hem maddi hem de manevi amaçlarını iyi yakalayabilmektir. Ancak elbette pek az Oğlak bu avantajın farkındadır. Oğlaklar maddeyi severler fakat her zaman mana boyutu da var olmak koşulu ile.

Oğlaklar sahip olduklarınının sadece kendi çabaları sonucunda ortaya çıktığını düşünme eğilimindedirler, onlar sahip olduklarının aynı zamanda yaradanın ihsanı olduğunu unutmamalıdırlar. Maddeyle bağları kesildiğinde öfkelenip memnuniyetsizleştiklerini görmelidirler. Oğlaklar aynı zamanda paylaşmayı öğrenmelidirler, paylaşmak onların maddenin yanındaki manayı da görmelerine yardımcı olur.

Kabalaya göre Oğlak’ın geçmiş yaşam karması Yengeç ile ifade edilir. Oğlak geçmiş yaşamlarında daima güvenlik aramış ve problemlerini başkasının aklı ile çözmeye çalışarak sorumluluktan kaçmıştır. Bunun sonucu olarak o bir konformişttir. Kendi iç dünyasında ve maddeye bağlı yaşar. Yaşamın ona sunduğu diğer imkanlarla ilgilenmez. Kusurlarını aileden aldığını düşünebilir bu nedenle ailesiyle çok sıkı bağlar geliştirerek kusurları konusundaki sorumluluğu onlara atabilir.

Oğlak’ın tikkunu olgunlaşmak üzerinedir. Oğlak ailesi ile göbek bağını kesmeli ve sorumluluk almayı öğrenerek kendi ayakları üzerinde durmalıdır. Önceki yaşamlarında hiç alamadığı riskleri şimdiki yaşamında almalıdır. O, yalnızca evrenin merkezi olduğunu düşünmeyi bırakıp aynı zamanda büyük evrensel bir bütünün bir parçası olduğunu da kavramalıdır. Böylece yaşam amacını tamamlamış olacaktır.

Av, Tammuz ve Tevet kozmik potansiyel negatif aylar kabul edilirler. Negatifi açığa çıkarma sırasına göre dı- zersek, en güçlü ay Av’dir çünkü yöneticisi Güneş’tır. İkinci sırada Tammuz yer alır çünkü yöneticisi Ay’dir. Tevet en düşükte çalışır çünkü yöneticisi Satürn’dur. Potansiyel negatifi açığa çıkarma yönetici gezegenlerin Güneş’e yakınlığı ile ölçülür.

Her ne kadar Yeruşalayim’in Tevet’in 10. günü Nebukadnezar tarafından kuşatılması nedeniyle negatif bir ay olsa da Tevet kelimesi İbranice iyi anlamına gelen tov kelimesinden türemiştir. Bu nedenle iyiden ve doğrudan ayrılmayan için bu ay içinde kötülük yoktur.Tevet İbrani takvimdeki onuncu aydır ve Satürn tarafından yönetilir. Satürn Bet harfi tarafından oluşturulmuştur ve Oğlak da Ayin harfi tarafından oluşturulmuştur.

Tevet kabaladaki negatif aylardan biridir ancak bu negatifliği kelimenin literal anlamı ile karşılamamak lazımdır. Bizlerin negatif aylarda yalnızca daha çok çaba göstermesi gerekir ve elbette çabamız oranında da yaradana bağlanırız.

Satürn İbranice’de Sabtay olarak okunur ve Şin – Bet – Hey kökünden gelir. Bu kökten çalışmayı durdurma, grev gibi inaktivite belirten kelimeler türemiştir dolayısıyla Satürn durgunluğu temsil eder. Bu nedenle bu ayda durağan olmamız kötülüğe yer açar denir.

Pozitif yönüyle Satürn yine aynı kökten gelen Şabat ile bağlantılıdır. Şabat’ta dünyevi işlerimizi bir kenara koyar ve metafizik aleme yönelerek tefekkür ederiz.

Tevet ayında ayrıca nazar, kötü göz gibi kötü enerjilerin üstesinden gelmemiz gerekir ve arınma çalışmaları ya- parız. Eğer bu ayda alanımızı arındırmazsak üzerimizdeki kötü enerjiler yıl boyu bize baskın gelirler. Bu ayın harfi Ayin İbranice’de göz anlamına gelmektedir.

Tevet bir öfke ayıdır. Bu ayda öfkemizi tetikleyen konular tezahür edebilir. Tekamülümüz tam da öfke kontrolü üzerinedir. Bu ay büyüme ve olgunluk ayıdır. Öfke ile ilgili yıl boyu sürdüreceğimiz spiritüel disiplinimizin temelleri bu ayda atılır. Bu ayda egzersizimizi yapmazsak yıl içinde öfke patlaması yaşayarak bir şeyleri elimizden kaçırma veya kaybetme ihtimalimiz artmış olur.

Tevet Oğlak burcu ile ilişkilidir. Bu ay Oğlak gibi sıçrama ayıdır. Ne yöne sıçrayacağımızı olgunluk seviyemiz ve “geçen yıl beni öfkelendiren şeyler bu sene de beni öfkelendirmeye devam ediyor mu?” sorusuna verdiğimiz cevap belirler. İbranicede kızgınlık anlamına gelen rogez kelimesinin gematriası gevura sefirasının gematriasına eşittir, buradan öfkeyi kutsallıkla düzeltmemiz, ortadan kaldırmamız gerektiğini anlamaktayız.

Tevet’in bir sembolü de sembolü keçidir. Keçi sembolünü Yosef (Hz.Yusuf) hikayesinde görmekteyiz. Kardeşleri babası Yaakov’u oğlu Yosef’in öldüğüne inandırmak için ona Yosef’in keçi kanına bulanmış gömleğini koklatırlar. Tevet ayı bu hikayeden ötürü bize birşeylere inanıp hüküm vermekte acele etmemizi ve sabretmemiz gerektiğini öğütler.

Tevet ayı astrolojik olarak Murphy kanunlarının çalıştığı bir aydır. Bu ayda bir şeyin kötü gitme ihtimali varsa yüksek ihtimalle kötü gidecektir. Bu ayda barışçıl olmayan uluslar mutlaka büyük siyasi hatalar yaparlar. Bu ayda işler biraz kontrol dışıdır bu nedenle bu ayda astrolojiyi olacakları tahmin ve kontrol etmek için kullanmak hoş görülmeyen bir davranış sayılır zira astroloji kesin ve sabit bir geleceği değil potansiyelleri gösterir.

Tevet her ne kadar negatif bir ay olsa da bu illa ki başımız derde girecek anlamına gelmez. Kötü şeylere kapı açmak onların hayatımızdaki tezahürünü kolaylaştırır. Tora ve kabala rehberliği dışındaki davranışlarımız bu negatif zamanlarda yaşamımızda kötü sonuçlara yol açacaktır. Eğer bu ayda kötülükle karşılaşırsak bu yaradan öyle istediği için değil kötülüğün gelişinden kaçınacak kadar dikkatli olmadığımız içindir.

Oğlak toprak burcudur ve Oğlaklar davranışlarında yavaş ve ağırdırlar. Genellikle konuşkan değillerdir. Meşgul bir sosyal yaşama sahip olmaktansa kendi kendilerinin arkadaşı olmayı tercih ederler. Fiziksel aleme düşkünlerdir, alma arzusunu temsil ederler.

Erken yaşlarda sorumluluk almaları gerektiğini düşünürler, yetişkinliğe erken geçip gençlik hayallerini terk edebilirler. Ciddilerdir, kendilerini açmazlar. Oğlaklar her şeyin tırnaklarla kazanılması gerektiğini düşünürler, bakış açıları maddeci ve katı yürekli olabilir.

Sefer Yetzira’ya göre Satürn’ün içsel spiritüel enerjisi kuru ve soğuktur. Bu nedenle Oğlaklar sevgi alıp verme alanında zorluk yaşayabilirler. Oğlaklar Zodyak’ın en materyalistik burcudur. Zaman ve para onlar için önemli iki kavramdır. Çok çalışırlar ve bu çalışmaları sonucunda elde ettiklerine tutunurlar. Sahibi olduğu şeyleri ve alanını korumayı severler. Hak etmediği şeyleri istediğini düşün- dükleri insanlara sempati beslemezler.

Oğlak MC noktasıdır. Bulundukları noktanın avantajı yaşamın hem maddi hem de manevi amaçlarını iyi yakalayabilmektir. Ancak elbette pek az Oğlak bu avantajın farkındadır. Oğlaklar maddeyi severler fakat her zaman mana boyutu da var olmak koşulu ile.

Oğlaklar sahip olduklarınının sadece kendi çabaları sonucunda ortaya çıktığını düşünme eğilimindedirler, onlar sahip olduklarının aynı zamanda yaradanın ihsanı olduğunu unutmamalıdırlar. Maddeyle bağları kesildiğinde öfkelenip memnuniyetsizleştiklerini görmelidirler. Oğlaklar aynı zamanda paylaşmayı öğrenmelidirler, paylaşmak onların maddenin yanındaki manayı da görmelerine yardımcı olur.

Kabalaya göre Oğlak’ın geçmiş yaşam karması Yengeç ile ifade edilir. Oğlak geçmiş yaşamlarında daima güvenlik aramış ve problemlerini başkasının aklı ile çözmeye çalışarak sorumluluktan kaçmıştır. Bunun sonucu olarak o bir konformişttir. Kendi iç dünyasında ve maddeye bağlı yaşar. Yaşamın ona sunduğu diğer imkanlarla ilgilenmez. Kusurlarını aileden aldığını düşünebilir bu nedenle ailesiyle çok sıkı bağlar geliştirerek kusurları konusundaki sorumluluğu onlara atabilir.

Oğlak’ın tikkunu olgunlaşmak üzerinedir. Oğlak ailesi ile göbek bağını kesmeli ve sorumluluk almayı öğrenerek kendi ayakları üzerinde durmalıdır. Önceki yaşamlarında hiç alamadığı riskleri şimdiki yaşamında almalıdır. O, yalnızca evrenin merkezi olduğunu düşünmeyi bırakıp aynı zamanda büyük evrensel bir bütünün bir parçası olduğunu da kavramalıdır. Böylece yaşam amacını tamamlamış olacaktır.

Av, Tammuz ve Tevet kozmik potansiyel negatif aylar kabul edilirler. Negatifi açığa çıkarma sırasına göre dı- zersek, en güçlü ay Av’dir çünkü yöneticisi Güneş’tır. İkinci sırada Tammuz yer alır çünkü yöneticisi Ay’dir. Tevet en düşükte çalışır çünkü yöneticisi Satürn’dur. Potansiyel negatifi açığa çıkarma yönetici gezegenlerin Güneş’e yakınlığı ile ölçülür.

Her ne kadar Yeruşalayim’in Tevet’in 10. günü Nebukadnezar tarafından kuşatılması nedeniyle negatif bir ay olsa da Tevet kelimesi İbranice iyi anlamına gelen tov kelimesinden türemiştir. Bu nedenle iyiden ve doğrudan ayrılmayan için bu ay içinde kötülük yoktur.