Kabalistik Astrolojide Pesah

Pesah İbrani takvimdeki ilk bayramdır. Yahudi bayramlarının en eskisidir ve Nisan ayının 15’inde kutlanır. Bir görüşe göre Pesah eski bir bahar festivalidir ve bir görüşe göre ise Mısır’dan çıkışın yıldönümünün kutlanması bakımından bir özgürlük festivalidir.


İlk görüşe göre Pesah’ın ilk ortaya çıkışı bugün kutlanan manadan farklıdır. Her kuşak ona kendi ideallerini ve umutlarını yüklemiş ve onu kuşağa özel hale getirmiştir. Bayramlar genellikle doğa festivali olarak başlarlar ve toplumların kültürel düzeyi yükseldikçe bayramlara yüklenen sembolik ritüeller ve manevi manalar da derinleşir. Yine bu görüşe göre Pesah baharın gelişini kutlayan bir bahar festivali olarak ortaya çıkmış ve sonrasında Mısır’dan çıkış ile bagdaştırılarak daha yüksek bir spiritüel ve ulusal mana kazanmıştır.


Pesah’ın bahar festivali olarak kutlanması Mısır’dan çıkıştan daha eskiye dayanır. Geriye gidersek, yahudilerin çöllerde çobanlık yaptığı dönemlere kadar gidebiliriz. Çobanlar sürüyü gözlemlemiş ve yeni hayvanların doğmaya başladığı zamanı özel kabul ederek kurbanlarla kutlama yapmışlardır. Bu kutlamalara tüm aile katılırdı ve festival dolunayda kullanırdı. Topluluklar çadırlarına kurban edilen hayvanın kanını sürerlerdi. Bazı ritüellerin neden yapıldığı bilinmemekle beraber festivalin yıl içindeki hastalıklara, salgınlara, kötülüğe, kötü şansa karşı koruyucu olduğuna inanılırdı.


O zamanlar festivalin adı olan Pesah kelimesinin de ayrı bir anlamı vardı, bu anlam zaman içinde kaybolarak kelime yeni anlamlar kazanmıştır. Bazı ritüellerin sebebinin bilinmemesi gibi Pesah kelimesinin orijini de bilinmemektedir. Bilinenler festivalin bir dini lidere bağlı olmayıp aile reisi tarafından yönetilen bir aile festivali olduğudur.


Bu görüşten bir diğer sava göre, Pesah yerleşik hayattaki Yahudiler için de bir tarım festivaliydi ve ismi “Matsa (mayasiz ekmek) Festivali” idi. Tahıl hasadı baharda arpa biçilmesi ile başlar buğdayın toplanmasına kadar yedi hafta sürerdi. Arpa biçilmeye başlanmadan evvel yahudiler evlerindeki fermente hamuru (ekmeği mayalamada kullanılan bir tür ekşi hamur) tüketir veya ortadan kaldırırlardı ve mayasız ekmek tuketitlerdi. Bu rituelin sebepleri yine tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuştur. Bir görüşe göre bunun sebebi yeni yılın bereketli geçmesini istemeleridir.


Daha eski olan Pesah ve Hamursuz Bayramı aynı anda kutlanan iki ayrı festivaldi. Daha sonraları manevi kültür değişerek bu iki festival yeni bir anlam kazanmıştır ve Yahudiler bu bayramları Mısır’dan çıkış ile bağdaştırmışlardır. Baharda doğa canlanır ve özgürlük fikri bu canlanma ile paralel düşünülebilir. Böylece zamanla Pesah kelimesi de “atladı” anlamını kazanmıştır. Atladı kelimesinin anlamı on beladan biri olan ilk çocukların ölmesi belasında tanrının yahudilerin evlerini atlayıp yahudilerin çocuklarını korumasından gelmektedir. Böylece matsa da yeni bir anlam kazanmıştır; yahudiler Mısır’dan çıkışta ekmeği mayalayacak zaman bulamadıkları için hamursuz ekmek yemektedirler. Bu görüşe göre, bu yeni anlamlar mazinin manalarını bilemeyen yeni nesil için tasarlanmıştır. Bu yolla da Pesah ve Hamursuz Bayramları birleştirilmiştir.


Pesah’ın aile festivali olmaktan çıkıp ulusal kimlik kazanması ilk tapınağın yıkılmasından birkaç on yıl önce gerçekleşmiştir. Dönemin merkezileşen atmosferinde aile ve küçük topluluklara ait birçok kutsi mekan kapatılmış ve başka yerlerde kurban sunusu yasaklanarak ibadetin merkezi Yeruşalayim olmuştur. Böylece Pesah milli kimlik kazanmıştır.


Gelin bir de hikayeyi Mısır’dan çıkış tarafından okuyalım…


Avram (Hz. Ibrahim) torunu Yaakov (Hz.Yakup) 70 kişilik ailesi ile Mısır’a yerleşir. Yaakov’un on birinci oğlu Yosef (Hz.Yusuf) Mısır’da yükselerek Paro’dan (Firavun) sonraki ikinci önemli politik figür haline gelir. Yahudiler yüzyıllarca Mısır’da güvenle yaşarlar ancak aradan 400 yıl geçer, yöneticiler gibi politik atmosfer de değişmiştir. Çoğalan nüfusları ile yahudiler artık bir lütuf değil yönetime karşı bir tehdit olarak görülmektedirler. İşte Mısır’dan çıkış bu değişiklikler altında başlar.


Paro Yahudilerin erkek çocuklarının öldürülmesi emrini verir. Bazı ebeler bu kurala uymazlar ve böylece Moşe (Hz.Musa) doğar. Bebeği bulamamaları için annesi ve ablası onu bir sepete koyarak Nil Nehri’ne bırakırlar. Çocuğu Paro’nun kızı bulur ve evlat edinir. Böylece çocuk Paro’nun tam da kendi ailesinin içine girmiş olur. Moşe sarayda bir soylu gibi yetişir ama içten içe birşey onun koşulları sorgulamasına sebep olmaktadır.


Yahudiler Mısır’da köle olarak ağır şartlarda çalışmaktadırlar. Bir gün Moşe Paro’nun adamı tarafından eziyete uğrayan bir yahudi köle görür. Daha fazla dayanamaz ve Paro’nun adamını öldürür. Bu durumda meselenin ortaya çıkacağından çekinir ve Paro’nun sarayından ayrılarak Midyan’a doğru yolculuğa çıkar. Burada Yetro’nun kızı Tsipora ile tanışır ve evlenirler. Artık Moşe hayatını Yetro ve ailesinin yanında geçirmeye başlar.


Günlerden birgün meşhur yanan çalı hikayesi gerçekleşir. Tanrı yanmakta olan bir çalının içinden Moşe’ye seslenir. Ona Mısır’a gidip yahudileri kölelikten kurtarmasını söyler. Moşe kendisinin buna gücü olmadığını söyler. Tanrı, ağabeyi Aron’un (Hz.Harun) ona yardım edeceğini ve ayrıca Paro’nun bu isteğe karşı çıkacağını bildiği için Paro’ya ikna olması için musibetler vereceğini söyler. Tanrı, Paro’nun kalbini katılaştıracağını da söyler.


Moşe ve Aron yahudi halkına kendilerini tanıttıktan sonra Paro’nun karşısına çıkarlar. Paro’dan yahudi halkını salıvermesini isterler. Paro bu isteği tamamen reddeder ve 10 bela tek tek gerçekleşmeye başlar:

-Nil nehri dahil Mısır’daki tüm suların kana dönüşmesi
-Kurbağa istilası
-Bit istilası
-Sinek istilası
-Hayvanların ölmesi
-Çıban basması
-Dolu fırtınası
-Çekirge istilası
-Karanlık basması
-Mısırlıların ilk doğan çocuklarının ölmesi

Onuncu beladan korunmak için Yahudiler kendi kapılarına kurban kanı sürmüşler böylece ilk çocukları ölümden kurtulmuştu. Son olarak kendi oğlunu da kaybeden Paro yahudilerin Mısır’dan çıkmasına izin vermiş ancak son anda fikrini değiştirerek peşlerine düşmüştür. Hikayenin bundan sonrasını, Musa’nın asasıyla denizi yararak yahudileri Mısır’dan çıkarması ve Paro’nun helak olması alegorisini hepimiz biliriz.

Pesah (Passover) eski anlamlarından bağımsız olarak atlamak anlamını almıştır. Tanrı onuncu belada Yahudilerin evlerini “atlamıştır” ve Yahudilerin ilk çocukları ölümden azad edilmiştir. Yahudiler her yıl yaradanın gösterdiği bu merhameti Pesah Bayramı olarak kutlarlar. Bir görüşe göre de Pesah Bayramı bu şekilde ortaya çıkmıştır.

İster eski bayramların bir bileşimi olsun ister Mısır’dan çıkışın alamet-i farikasi olsun Pesah yüzyıllardır kutlanan köklü ve kutsal bir bayramdır ve görünene göre yüzyıllarca da kutlanmaya ve kutsanmaya devam edilecektir.