Neptün Koç’ta

Neptün 30 Mart’ta öncü burç Koç’a girdi ve bir retro yaptıktan sonra 2039’a kadar bu burçta seyrine devam edecek. Neptün bir burçta ortalama 14 yıl kalır. Neptün’ün burç değiştirmesi jenerasyonun kültürel niteliklerini ve toplumun nasıl evrileceğini belirler. Kuşak, Balık’ın manevi ve fantezisel dünyasından Koç’un eylemsel, güçlü dünyasına adım atmakta. Öyleyse gelin bakalım Neptün Koç bize neler getirecek!..

Koç cesarettir ve Neptün hayallerimizdir. Bu dönemde hayallerimiz ve inandıklarımız için daha çok adım atacağız. Maskülen enerji artabilir ve kadınlar eril enerjilerini daha doğru kullanmayı öğrenebilirler. Neptün madde kullanımı ve bağımlılıklar ile ilgilidir ve Koç ise baş bölgesini temsil eder. Bu dönemde yeni türlerde bağımlılık yapıcı maddeler ortaya çıkabilir. Aynı zamanda bazı yumuşak maddelerin kullanımında bazı ülkeler serbestiye geçebilir bu sayede bağımlılık yapıcı ağır maddelerin kullanımında düşüş hedeflenebilir. Neptün Balık’ta iken maneviyat ve spiritüellik artmıştı. Neptün Koç’a geçtiğinde artık maneviyata bedensel boyutun da katıldığını, bedeni de işin içine dahil eden çeşitli manevi akımların ortaya çıktığını görebiliriz. Koç “ben” demektir, Neptün idealler, maneviyat ve dünyadışılıkla ilgilidir. Neptün’ün kollektif vurgusu Koç’un “ben” bilinci ile gerilim yaratır. Kendimizi toplumsal ve bireysel hedeflerimizi uyumlu hale getirmede zorlanırken bulabiliriz. Bu dönemde insanların toplu ibadetler yerine bireysel ibadetleri tercih ettiğini, ana akım manevi kollar yerine kendi kişisel manevi değerlerini takip ettiğini görebiliriz.

Neptün geçmişte en son 1861- 1875 arasında Koç burcunda seyretti. Neptün’ün Koç’taki yerleşimlerine tarihsel açıdan bakarsak 1861’de Amerikan İç Savaşı’nı görmekteyiz. Savaşta Washington yönetimi ülkeden ayrılmak isteyen 11 güney eyaleti ile karşı karşıya kalmıştı. Güneyin ekonomisi tarımda işgücü olarak Afrika’dan getirilen kölelere dayalıydı ve güney köleliğin bitmesinin ekonomik açıdan zorluklar getireceğine inanıyordu. 1863 yılındaki Gettysburg Muharebesi ile kuzey güneye galip geldi ve savaşın bitiminde tüm kölelere özgürlük hakkı verildi ve ABD bölünmeden tek bir ülke olarak kalmayı başardı.

Yine bu dönemde 1871’de Fransa Prusya Savaşı sonucunda Almanya’nın birleşmesi ve yine 1871’de Roma’nın krallığın başkenti olmasıyla İtalya’nın birleşmesini de görmekteyiz. Birlik kavramı Neptünyen bir hedefle ilgilidir. Neptün savaşı, kan dökümünü ve vatanseverliği yüceltir. Bu dönemde birçok ülkede çoklu yönetimler, özerklikler, federasyonlar, kantonlar gündeme gelebilir ve bunların birleşmesi söz konusu olabilir. Sonuç olarak birlik ve merkeziyetçilik temalarının daha çok vurguladığını, bazı ülkelerin bu yolla toprak ve güç kazandığını görebiliriz.

Koç savaşlarla ilgilidir. Neptün ise su ve gazları temsil eder. Bu dönemde su, gaz, petrol kaynakları ve bunların yollarının kontrolü ile ilgili rekabetçi tutumlar ve çatışmalar ortaya çıkabilir. Deniz kuvvetleri teknolojilerinde yenilikler görülebilir, okyanus ve denizlerde yeni cepheler açılabilir. Yeni askeri ve ticari birlikler olusabilir. Bu dönemde savaşçı ve militer kişiler ve akımlar idealize edilebilir. İnanç adına konuştuğunu öne süren tanrı kompleksine sahip figürler güçlenebilir ve savaşı ve şiddeti salık verebilirler.

Kendi içimizde de savaşçı yönümüz ortaya çıkabilir. Provokasyon ve aktivizm farkının daha belirgin olduğu bir destek altında ideallerimiz, özgürlük ve haklarımız için daha çok mücadele verip daha çok kazanım elde edebiliriz. Koç’un yöneticisi Mars bize irade, cesaret, hırs, kararlılık ve tutku getirebilir.

Son olarak Koç eylemler ve Neptün illüzyonlarla ilgilidir. Bu 14 yıllık uzun dönemde birşeyler netleşmeden hızla eylem almaktan kaçınmayı adet haline getirelim.

Elbette tüm bu yazdıklarım genel etkiler olmakla birlikte kişilerin bu geçişten nasıl etkileneceği doğum haritalarına bağlıdır. Doğum haritanızın yaşamınızdaki etkilerini öğrenmek için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Kabalistik Astrolojide Pesah

Pesah İbrani takvimdeki ilk bayramdır. Yahudi bayramlarının en eskisidir ve Nisan ayının 15’inde kutlanır. Bir görüşe göre Pesah eski bir bahar festivalidir ve bir görüşe göre ise Mısır’dan çıkışın yıldönümünün kutlanması bakımından bir özgürlük festivalidir.


İlk görüşe göre Pesah’ın ilk ortaya çıkışı bugün kutlanan manadan farklıdır. Her kuşak ona kendi ideallerini ve umutlarını yüklemiş ve onu kuşağa özel hale getirmiştir. Bayramlar genellikle doğa festivali olarak başlarlar ve toplumların kültürel düzeyi yükseldikçe bayramlara yüklenen sembolik ritüeller ve manevi manalar da derinleşir. Yine bu görüşe göre Pesah baharın gelişini kutlayan bir bahar festivali olarak ortaya çıkmış ve sonrasında Mısır’dan çıkış ile bagdaştırılarak daha yüksek bir spiritüel ve ulusal mana kazanmıştır.


Pesah’ın bahar festivali olarak kutlanması Mısır’dan çıkıştan daha eskiye dayanır. Geriye gidersek, yahudilerin çöllerde çobanlık yaptığı dönemlere kadar gidebiliriz. Çobanlar sürüyü gözlemlemiş ve yeni hayvanların doğmaya başladığı zamanı özel kabul ederek kurbanlarla kutlama yapmışlardır. Bu kutlamalara tüm aile katılırdı ve festival dolunayda kullanırdı. Topluluklar çadırlarına kurban edilen hayvanın kanını sürerlerdi. Bazı ritüellerin neden yapıldığı bilinmemekle beraber festivalin yıl içindeki hastalıklara, salgınlara, kötülüğe, kötü şansa karşı koruyucu olduğuna inanılırdı.


O zamanlar festivalin adı olan Pesah kelimesinin de ayrı bir anlamı vardı, bu anlam zaman içinde kaybolarak kelime yeni anlamlar kazanmıştır. Bazı ritüellerin sebebinin bilinmemesi gibi Pesah kelimesinin orijini de bilinmemektedir. Bilinenler festivalin bir dini lidere bağlı olmayıp aile reisi tarafından yönetilen bir aile festivali olduğudur.


Bu görüşten bir diğer sava göre, Pesah yerleşik hayattaki Yahudiler için de bir tarım festivaliydi ve ismi “Matsa (mayasiz ekmek) Festivali” idi. Tahıl hasadı baharda arpa biçilmesi ile başlar buğdayın toplanmasına kadar yedi hafta sürerdi. Arpa biçilmeye başlanmadan evvel yahudiler evlerindeki fermente hamuru (ekmeği mayalamada kullanılan bir tür ekşi hamur) tüketir veya ortadan kaldırırlardı ve mayasız ekmek tuketitlerdi. Bu rituelin sebepleri yine tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuştur. Bir görüşe göre bunun sebebi yeni yılın bereketli geçmesini istemeleridir.


Daha eski olan Pesah ve Hamursuz Bayramı aynı anda kutlanan iki ayrı festivaldi. Daha sonraları manevi kültür değişerek bu iki festival yeni bir anlam kazanmıştır ve Yahudiler bu bayramları Mısır’dan çıkış ile bağdaştırmışlardır. Baharda doğa canlanır ve özgürlük fikri bu canlanma ile paralel düşünülebilir. Böylece zamanla Pesah kelimesi de “atladı” anlamını kazanmıştır. Atladı kelimesinin anlamı on beladan biri olan ilk çocukların ölmesi belasında tanrının yahudilerin evlerini atlayıp yahudilerin çocuklarını korumasından gelmektedir. Böylece matsa da yeni bir anlam kazanmıştır; yahudiler Mısır’dan çıkışta ekmeği mayalayacak zaman bulamadıkları için hamursuz ekmek yemektedirler. Bu görüşe göre, bu yeni anlamlar mazinin manalarını bilemeyen yeni nesil için tasarlanmıştır. Bu yolla da Pesah ve Hamursuz Bayramları birleştirilmiştir.


Pesah’ın aile festivali olmaktan çıkıp ulusal kimlik kazanması ilk tapınağın yıkılmasından birkaç on yıl önce gerçekleşmiştir. Dönemin merkezileşen atmosferinde aile ve küçük topluluklara ait birçok kutsi mekan kapatılmış ve başka yerlerde kurban sunusu yasaklanarak ibadetin merkezi Yeruşalayim olmuştur. Böylece Pesah milli kimlik kazanmıştır.


Gelin bir de hikayeyi Mısır’dan çıkış tarafından okuyalım…


Avram (Hz. Ibrahim) torunu Yaakov (Hz.Yakup) 70 kişilik ailesi ile Mısır’a yerleşir. Yaakov’un on birinci oğlu Yosef (Hz.Yusuf) Mısır’da yükselerek Paro’dan (Firavun) sonraki ikinci önemli politik figür haline gelir. Yahudiler yüzyıllarca Mısır’da güvenle yaşarlar ancak aradan 400 yıl geçer, yöneticiler gibi politik atmosfer de değişmiştir. Çoğalan nüfusları ile yahudiler artık bir lütuf değil yönetime karşı bir tehdit olarak görülmektedirler. İşte Mısır’dan çıkış bu değişiklikler altında başlar.


Paro Yahudilerin erkek çocuklarının öldürülmesi emrini verir. Bazı ebeler bu kurala uymazlar ve böylece Moşe (Hz.Musa) doğar. Bebeği bulamamaları için annesi ve ablası onu bir sepete koyarak Nil Nehri’ne bırakırlar. Çocuğu Paro’nun kızı bulur ve evlat edinir. Böylece çocuk Paro’nun tam da kendi ailesinin içine girmiş olur. Moşe sarayda bir soylu gibi yetişir ama içten içe birşey onun koşulları sorgulamasına sebep olmaktadır.


Yahudiler Mısır’da köle olarak ağır şartlarda çalışmaktadırlar. Bir gün Moşe Paro’nun adamı tarafından eziyete uğrayan bir yahudi köle görür. Daha fazla dayanamaz ve Paro’nun adamını öldürür. Bu durumda meselenin ortaya çıkacağından çekinir ve Paro’nun sarayından ayrılarak Midyan’a doğru yolculuğa çıkar. Burada Yetro’nun kızı Tsipora ile tanışır ve evlenirler. Artık Moşe hayatını Yetro ve ailesinin yanında geçirmeye başlar.


Günlerden birgün meşhur yanan çalı hikayesi gerçekleşir. Tanrı yanmakta olan bir çalının içinden Moşe’ye seslenir. Ona Mısır’a gidip yahudileri kölelikten kurtarmasını söyler. Moşe kendisinin buna gücü olmadığını söyler. Tanrı, ağabeyi Aron’un (Hz.Harun) ona yardım edeceğini ve ayrıca Paro’nun bu isteğe karşı çıkacağını bildiği için Paro’ya ikna olması için musibetler vereceğini söyler. Tanrı, Paro’nun kalbini katılaştıracağını da söyler.


Moşe ve Aron yahudi halkına kendilerini tanıttıktan sonra Paro’nun karşısına çıkarlar. Paro’dan yahudi halkını salıvermesini isterler. Paro bu isteği tamamen reddeder ve 10 bela tek tek gerçekleşmeye başlar:

-Nil nehri dahil Mısır’daki tüm suların kana dönüşmesi
-Kurbağa istilası
-Bit istilası
-Sinek istilası
-Hayvanların ölmesi
-Çıban basması
-Dolu fırtınası
-Çekirge istilası
-Karanlık basması
-Mısırlıların ilk doğan çocuklarının ölmesi

Onuncu beladan korunmak için Yahudiler kendi kapılarına kurban kanı sürmüşler böylece ilk çocukları ölümden kurtulmuştu. Son olarak kendi oğlunu da kaybeden Paro yahudilerin Mısır’dan çıkmasına izin vermiş ancak son anda fikrini değiştirerek peşlerine düşmüştür. Hikayenin bundan sonrasını, Musa’nın asasıyla denizi yararak yahudileri Mısır’dan çıkarması ve Paro’nun helak olması alegorisini hepimiz biliriz.

Pesah (Passover) eski anlamlarından bağımsız olarak atlamak anlamını almıştır. Tanrı onuncu belada Yahudilerin evlerini “atlamıştır” ve Yahudilerin ilk çocukları ölümden azad edilmiştir. Yahudiler her yıl yaradanın gösterdiği bu merhameti Pesah Bayramı olarak kutlarlar. Bir görüşe göre de Pesah Bayramı bu şekilde ortaya çıkmıştır.

İster eski bayramların bir bileşimi olsun ister Mısır’dan çıkışın alamet-i farikasi olsun Pesah yüzyıllardır kutlanan köklü ve kutsal bir bayramdır ve görünene göre yüzyıllarca da kutlanmaya ve kutsanmaya devam edilecektir.

Kabalistik Astrolojide Nisan Ayı

Nisan ayı İbrani takvimdeki ilk aydır ve dört adet yılbaşından birini işaretler. Nisan spiritüel yılbaşıdır ve yaradanın “ışık olsun” dediği yaratımın başlangıcıdır. Nisan İbranicede nis, “mucize” kelimesinden gelir ve bu aydaa birçok açık mucize gerçekleşir. Kabala bize mucizelerin her saniye gerçekleştiğini söyler çünkü Işık bize her an kaderimizi değiştirme fırsatı verir. Bu ay ayrıca senenin başını işaretler ve enerjisi bize tüm yılın nasıl geçeceğini gösterir.


Nisan diğer yandan Pesah ayıdır, bu ayda yeniden doğuş, özgürlük ve arınma kavramlarının ön planda olması beklenir. Buna ek olarak Nisan ayı Koç burcu ile temsil edilir, Yahudiler Pesah’ta koç kurbanı ile korunmuşlardı. Yine bu ayın sembollerinden biri Yitshak’tır. Yitshak bir Nissan ayında doğmuş ve “akedat Yitshak” yine bir Nissan ayında gerçekleşmiştir. Bu nedenle de kabalistik astrolojide Nisan Koç burcu ile temsil edilir.


Bu aya ait yaradan ismi yud,hey,vav,heydir. Bu isimle ilgili mizmorlardan biri olan 96:11 “Sevinsin gökler, coşsun yeryüzü!” mizmoru İbranice “Yismehu haşamayim vetagel haarets” olarak yazılır ve bu mizmoru oluşturan kelimelerin baş harfleri yanyana yazıldığında yine Yod, Hey, Vav, Hey harflerini elde etmiş oluruz.
Koç burcu Mars tarafından yönetilir. Mars savaşları temsil eder ancak bu ayda karşımıza çıkan savaş negatif anlamdaki bir savaş değildir. Bu ayın savaşı kendi içimizdeki savaşlara yönelik bir savaştır. Arizal’a göre Nisan ayının ilk 14 gününde önümüzdeki yıl içinde tekrar Nisan ayına gelene kadar hangi savaşlarla mücadele edeceğimiz kesinleşir. Bu nedenle bu ayın ilk 14 gününde tikkun yani onarım yapmamız bizi yıl içinde negatif olaylardan ve içimizdeki affedememek, geceleri uyuyamamak, dedikodu etmek ve bunlar gibi savaşları yaşamaktan koruyacaktır.


Nisan ayının harfleri ayı yöneten Hey ve Mars’ı yöneten Dalet, sefirası Hesed’dir. Kabalada her ay için birer adet olmak üzere toplam 12 duyu vardır. Nisan ayının duyusu konuşmaktır. Bu ay içinde kutlanan Pesah Bayramı’nın en belirgin özelliklerinden biri temizlik yapmaktır ama asıl temizlik kendi neshamamızda yaptığımız temizliktir. Hametsten uzak durmak egomuzdan uzak durmayı temsil eder. Bu ay tüm yıl boyunca biriktirdiğimiz negatiften arınma ayıdır. Özellikle bu ayın duyusu konuşmak olduğundan dilimizdeki negatiften arınırız ve tikkunumuzu bu yönde gerçekleştiririz. Bazen konuşmak kadar konuşmamak da dilin yapıcı yönlerinden biridir dolayısıyla ne zaman susacağımızı belirlemek de tikkundur.


Nisan ayı kralların yılbaşıdır. Bu ayda birçok politik olay gerçekleşir. Bu, uyumlu olduğunuz veya dahil olduğunuz her politik yapıyı veya organizasyonu değerlendirmek için harika bir zamandır. Hayatınızı dikkatlice değerlendirme ve nerede konumlandığınızı düşünme zamanıdır. Nisan ayında bu konuda dua edin ve Rab’den bu zamanlarda doğru şekilde hizalanmanız için stratejiler vermesini isteyin. Rab’be teslim olursanız ve doğru zamanda doğru yerde olursanız, hayatınız Tanrı’nın amaçları ve planıyla uyumlu olacaktır.


İsrail’in on iki kabilesinden bu ayla ilişkilendirilen kabile, Kral Davut’un soyunun dayandığı kabile olan Yahuda’dır. Krallık, bu ayın temelidir. Bunu Çıkış 12:1-2’den türetebiliriz; RAB Mısır’da Musa’yla Harun’a, “Bu ay sizin için (לכם, L-H-M, lahem) ilk ay, yılın ilk ayı olacak” dedi. Harfleri yeniden düzenlendiğinde lachem kelimesi (מלך, M-L-H, meleh) kral anlamına gelir.


Bu ayın etkisi altında doğan kişilerde liderlik özellikleri görülür. Ancak bu ilkenin olumsuz ifadesi, aşırı kendini beğenmişlik ve tiranlık duygularında kendini gösterir. Bu nitelikler, Yahudi halkını köleleştiren eski Mısır krallığının en karakteristik özellikleriydi. Bu nedenle, Pesah Bayramı yasalarının ve geleneklerinin ardındaki niyet, bu olumsuz eğilimleri sembolik olarak tersine çevirmektir.


Koç burcunun etkisi altında doğanların güçlü ve zayıf yönleri bebeklik veya olgunlaşmamışlık fikirleriyle bağlantılıdır. Bu kişilerde dürtüsellik ve inatçılık eğilimiyle birleşen benzersiz bir büyüme potansiyeli vardır; kişi öncü bir ruhtur. Kişide sınırsız coşku, cesaret ve özgürlük sevgisi vardır. Ne var ki tüm bu meziyetler kişinin eylemlerinin sonuçlarına karşı tamamen duyarsız olmasıyla birleşmiştir. Koç burcu kendini herkesin ilgi odağı olarak düşünme eğilimindedir ve bir şey istediklerinde onu hemen almalıdırlar. Sefer Yetsira’ya göre zodyağın her burcu vücudun farklı bir bölümüne karşılık gelir. Koç, baş ile ilişkilendirilir. Koç burcu insanı her şeye baştan atılır. Bir fikre kapılırsa aniden harekete geçer. Birisi kararlarını sorgularsa öfkelenir. Bir şeye inandığında, tüm itirazları reddeder. Muhalefete tahammül edemez.


Savaş gezegeni Mars’ın etkisi altında olan Koç burcu insanı cesur ve cüretkardır. Çatışmadan korkmaz hatta çatışmayı arama eğilimindedir. Yoluna çıkan tüm engelleri yıkma ihtiyacı duyar. Sınırlamadan veya kısıtlamadan nefret eder. Hızlı ve direkttir, ancak esneklik eksikliği ve diplomasi eksikliği yüzünden yük altında kalabilir. Bir ateş burcu olarak, öfkesi kolayca alevleniverir.


Koç burcunun tikkunu, yalnızca kendisi için alma arzusunun ötesine geçebilmektir. Gerçek özgürlük, egoyu kontrol altına almakla ilgilidir. Aceleci hareketler bir Koç burcunu mutlaka özgür yapmaz. Aksine, onları anlık dürtülerle ve boş heveslerle köleleştirebilir. Koçlar özgürlük sevgilerini, bencil dürtülerin pençesinden kurtararak daha yüksek bir özgürlük sevgisine dönüştürmelilerdir.


Kabalistik astrolojiye göre Koçlar önceki yaşamlarında Terazi’yi deneyimlemişlerdir. Teraziler arabulucu rolündedirler ancak kararsızlıkları nedeniyle çatışmaları çözemezler. Taraf seçmek birini üzmek anlamına geldiği için uyumsuz olanı bir arada tutmak isterler. Bu da pasif agresif davranışların geliştirilmesine sebep olur. Koç burcundaki bir tikkun kişinin kimliğinin ve arzularının ortaya çıkması ile gerçekleşebilir. Bu onarımla birlikte Koç, yüzleşmelerden kaçınmayı bırakabilir ve başkalarının onayına ihtiyaç duymadan her durumla yüzleşebilir. Terazi’nin fedakarlığını Koç’un iyi mücadele verme yeteneğiyle birleştirmek, yükselişi sağlayacaktır.