10 Ekim 2026’da bir yeni ay deneyimleyeceğiz. Ankara merkezli 18:48 saati esas alınarak çıkarılan haritaya göre yeni ay Terazi burcunun 17° 21’ derecesinde gerçekleşmekte. Işıklar Satürn’e karşıt, Jüpiter’e ise sekstil açı yapıyor. Merkür ve Venüs, Plüton ve Mars ile birlikte T-kare oluşturuyor. Satürn ve Neptün, Mars’a üçgen; Plüton ve Uranüs’e ise sekstil açı yapıyor.
Bu yeni ayda kadınlar, kadınların baskılanması, kadın istismarı ve suistimaller gündeme gelebilir. Kadınlarla ilgili gizli kalmış konular ortaya çıkabilir. Özellikle kadınların toplumsal konumu, maruz kaldıkları güç ilişkileri ve bu ilişkilerin görünmeyen tarafları daha fazla dikkat çekebilir.
İlişkilerde kontrol, dominantlık, müdahale ve kıskançlık temaları ön plana çıkabilir. Ancak Venüs–Mars karesi, eril ve dişil enerjinin dengelenmesi gerektiğini gösteriyor. Tarafların kendi isteklerini kabul ettirme çabası, karşılıklı anlayışın önüne geçebilir. Özellikle arzu ile sahip olma isteği, sevgi ile kontrol etme ihtiyacı arasındaki sınır bulanıklaşabilir.
Ay Terazi’deyken denge, uyum ve işbirliği gibi konuların öne çıkması beklenir. Ancak Terazi’nin yöneticisi Venüs’ün Akrep burcunda olması, bu konularda daha gergin, yoğun ve hassas bir atmosfer oluşturabilir. Özellikle ilişkilerde yüzeydeki uyumu korumak yerine, altta kalan güç mücadeleleri, güvensizlikler, bastırılmış duygular ve gizli anlaşmalar daha görünür hale gelebilir.
Bu dolunay bizi tek başımıza hareket etmek yerine iletişim ve bağlantı kurmaya davet ediyor; odağımız ilişkilerde. Yine de burada tipik bir Terazi dolunayından söz edemeyiz. Çünkü bu dolunay, uzlaşma arayışından çok, uzlaşmanın hangi koşullarda mümkün olduğunu sorgulatan bir mücadele alanı açıyor. Ay’ın yöneticisi Venüs, Akrep burcunda retro harekette ilerliyor. Venüs zararda olduğu Akrep’teyken kendimizi alternatif ifade biçimlerinin içinde bulabiliriz. Tabular, gölgeler, tutkular, arzular, takıntılar ve gündelik yaşamda daha az dikkat ettiğimiz alanlarda gezinebiliriz.
Venüs aynı zamanda Mars’a kare açı yapıyor. İlişkilerde ne ortaya koyduğumuz ve karşılığında ne aldığımız konusu gözler önüne serilebilir. Verilen emek, yapılan fedakarlıklar ve karşılıklı beklentiler yeniden değerlendirilebilir. Bir ilişkinin sürdürülebilirliği, tarafların birbirlerine ne kadar değer verdiğinden çok, bu değerin nasıl ifade edildiği ve nasıl karşılık bulduğu üzerinden sorgulanabilir.
Elbette bu karenin diğer eşlikçisi Plüton. Plüton, Mars’a karşıt ve Venüs’e kare açı yaparak güç mücadelelerini daha belirgin hale getiriyor. İlişkilerde güç dengesi kurma stratejileri, kontrolü ele geçirme girişimleri ve tarafların birbirlerinin kararları üzerindeki etkisi gündeme gelebilir. Bu noktada güç mücadelesinin ve kontrol takıntısının farkında olmak, tepkisel davranmak yerine bilinçli adımlar atmak açısından önem taşıyor.
Diğer yandan Satürn ve Neptün, Aslan burcundaki Mars’a üçgen, Plüton ve Uranüs’e ise sekstil açı yapıyor. Bu hava ve ateş kombinasyonu, eylemlerimizde kalpten gelen niyet ve arzuları temsil ediyor. Mars’ın harekete geçme isteği, Satürn’ün disiplin ve stratejisiyle birleşirken Neptün, bu eylemlere idealler ve inançlar üzerinden yön verebilir. Dolayısıyla bu yerleşim, ilişkilerde ortaya çıkan dengesizliklere karşı daha bilinçli ve kararlı hareket etme olanağı sunabilir. Ancak güçlü bir ideal etrafında birleşmek ile bir liderin veya grubun söylemlerine sorgulamadan bağlanmak arasındaki ayrımın korunması gerekiyor.
Mundane açıdan bakıldığında kapalı kapılar ardındaki anlaşmalar ve güçlü ile güçsüzün karşı karşıya gelmesi gündeme gelebilir. Bu karşılaşmalar güçsüz tarafın aleyhine sonuçlanabilir. Jüpiter’in sekstil açısı bu konularda bir destek alanı oluştursa da bu desteğin kolektif düzeyde yaygınlaşmasından ziyade bireysel girişimlerle sınırlı kalması mümkün. Özellikle diplomatik müzakereler, siyasi ittifaklar ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda yapılan anlaşmaların arka planı önem kazanabilir.
Bu noktada hitabeti güçlü, karizmatik liderler karşımıza çıkabilir. Mars’ın Aslan burcundaki konumu, otoritenin sergilenmesi ve liderlik iddiasının güçlenmesiyle ilişkilendirilebilir. Satürn ve Neptün’ün Mars’a yaptığı üçgen ise bu iddiaların belirli idealler, vaatler veya toplumsal beklentiler üzerinden desteklenebileceğini düşündürüyor. Ancak söylenenleri hemen benimsememekte fayda var. Çünkü güçlü bir anlatı, her zaman somut bir çözüm anlamına gelmez. Özellikle vaatlerin arkasındaki çıkarları, alınan kararların kimlere yarar sağladığını ve oluşturulan uzlaşmaların muhtemel bedelini kimin ödediğini sorgulamak gerekiyor.
Venüs–Merkür kavuşumu, gizli para, gizli kalmış yatırımlar ve kara para ile ilgili gündemleri görünür hale getirebilir. Özellikle ortak kaynakların yönetimi, finansal anlaşmalar ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda kurulan ilişkiler mercek altına alınabilir. Gizlenen finansal bilgilerin açığa çıkması kadar, kaynakların kimlerin kontrolünde olduğu ve bu kontrolün nasıl sürdürüldüğü de önem kazanabilir.
Sonuç olarak bu dolunay, ilişkilerde ve toplumsal düzende kurulan dengelerin ne kadar gerçek olduğunu sorgulatabilir. Görünürdeki uyumun ardında bastırılmış çatışmalar, açıklanmamış çıkarlar ve eşitsiz güç dağılımları bulunabilir. Terazi’nin uzlaşma arayışı ile Akrep’teki Venüs’ün kontrol, güven ve sahip olma temaları arasındaki gerilim, bizi birlikteliklerimizin hangi koşullarda sürdürüldüğünü de düşünmeye davet ediyor.